top of page
  • Yazarın fotoğrafıSpil'in Çocukları

Lidya Dili Edebiyat ve Ozan Alcman

Lidya dili, Hint-Avrupa dil ailesine mensup, Anadolu alt gurubundan Luwice sınıfına sokulmuştur. Nitekim Lykçe, Karca ve Side dilleri de bu guruba ait dillerdir.

Lidya Alfabesi

Lidçe yüzden fazla yazıtta tespit edilmiştir. Daha çok başken Sardes ve civarında bulunan Lidya diline ait yazıtların hiç birisi İÖ 7. yüzyıldan daha eski değildir, daha çok İÖ 5. ve 4. yüzyıllara tarihlendirilmektedir.


Araştırmacılara göre, Lidya dili Hellen alfabesine benzeyen harflerle yazılmış olup 26 harfe sahiptir (8 sesli, 18 sessiz). Harflerin yarıdan fazlası yunan alfabesine benzemektedir. Alfabelerindeki harflerin Hellen alfabesine benzerliği bizce Lidya’nın sön dönemine, batılılaşma dönemine rastlar.


Lidçe genellikle sağdan sola yazılmıştır.


Kazılarda tek tük yazılı tablet bulunmaktadır ve araştırmalara devam edilmektedir. Lidya diline yakın bir dille yazılmış olduğu sanılan bir kil tablet bulunmuştur. Bu tablete “Gyges Yazıtı” adı verilmiştir.


Bir başka gurup araştırmacılara göre ise, Sardes’te bulunan 2 adet Lidçe-Hellence iki adet de Aramca-Lidçe çift dilli yazıtların karşılaştırmalı okunması ile bu dil hakkında bilgi edinilebilmiştir.


Lidya dili henüz tam olarak çözülememiş, okunamamıştır. Bunun nedeni hem yazıtların birkaç kelimeden oluşması hem de kelimelerin karşılıklarının bilinememesinden kaynaklanmaktadır.


Kazılarda ortaya çıkacak yeni keşifler yapılana dek Lidya dili ile ilgili tüm incelemeler kabul görmektedir.


Bilime, Sanata çok önem verilen Lidya sarayında, edebiyatın önemli bir yerinin olmaması düşünülemez. Üstelik Roma kaynaklarında belirtildiği gibi Ezop gibi ünlü bir öykücünün son Kral Karun’un elçiliğini yaptığı bir yerde edebiyatın olmaması hiç düşünülemez. Roma kaynaklarında birkaç Sardes’li ozanın ismi geçmektedir; Alcaeos, Anacreon, Semonides gibi. Ama içlerinden birisi, Sardesli, Alcman (Alkman) adında bir ozanın yaşadığı eski Yunan yazarlarınca da kabul görecek kadar önemlidir.

Duvar Bezemesinde Alcman resmi

Spartalı tarihçi Sosibius’a ( İÖ 200) göre, Alkman, koro liriğinin ilk temsilcisi, Lydia başkenti Sardes’te doğmuş (İÖ 600) bir Anadolu ozanıdır. Annesinin adı bilinmemesine rağmen babasının Damas ya da Titarus olduğu sanılmaktadır. Bilinmeyen bir sebepten dolayı Anadolu’dan göçüp Sparta’ya yerleşmiş, şair olarak bütün emeklerini ölümüne kadar (İÖ. 545) burada vermiştir.


Özellikle Partheneionlar (Müzikli türküler), yerel (Dioskurlar, Artemis Orthia) ve Panhellenik (Apollon, Hera, Aphrodite, Athena, Dionysos) tanrılara ilahiler, kahramanlık şiirleri, Hymenaionlar, Hyporkhemalar yazmıştır.

Bütün bu şiirlerinden çeşitli uzunluklarda aşağı yukarı doksan parça kalmıştır. Bunların en uzunu 1855 yılında bir Mısır papirüsünde bulunmuş ve 1863 yılında yayınlanmış, boşluklarla dolu 105 dizelik bir partheneiondur. Şiiri oluşturan on strophun sekizi günümüze kadar ulaşmıştır.


Günümüze kalan bu partheneion (Türkü) birbirinden çok farklı iki bölümden oluşur. Başlangıcı kaybolmuş olan birince bölümde Herakles ile Dioskur’ların, Tyndareos’u tahttan kovdukları için Hippokoon’un oğullarından öç aldıklarını anlatır.


Ayrıca bu hikâyelerden şair insanların güçlerini aşan işlere girişmemeleri gerektiği fikrini savunur ve tanrılar da böyle günahları cezalandırır. Türkünün ikinci bölümünde bambaşka bir konu ele alır: Burada, korodaki Agido adında bir kız övülür. Bu canlı hatta dramatik bölüm türkünün bir efsane anlatan birinci bölümünün tam karşıtıdır. İS 2. yüzyılın sonlarında yaşamış Lidyalı gezgin ve coğrafyacı. Pausanias'a göre, öldülten sonra Sparta'da Truvalı Helen'in yanına gömülmüştür.


Hellen’li yazarlardan öğrendiğimiz bir şiirinde Ozan Alcman şöyle sesleniyor;

“KAKNEM SES

Bilirim her kuşun

Her türküsünü

Alkman demişler bana.

Ama sözlerim, türkülerim

O kaknem sesli kekliğin

Diline düşmesin mi? “


O dönemde yaşayan Lesbos, Eresos (bugünkü adı ile Midilli) adasında doğmuş, Antik yunan lirik şairi, Afrodit kültü rahibesi, Ekol lideri Sappho, Lidyalı ozan Alcman’ın ardından şu dizeleri yazmış;

"ALCMAN

O hiçbir yere ait değildi

Biçimsiz ya da kültürsüz değil

Teselyalı da değil

Terişelyalı bir çoban da.

Ama o, yüksek Sardesli biri."


Yine bizim görüşümüze göre; Kral Gyges döneminde başlayan Hellenleşme, son kral Croesos zamanında daha da hızlanmış bunun sonucunda, zaman içinde kendi öz yerli Lidçe dilini unutarak, Hellence yazıp konuşmaya başlamışlardır. Aksi takdirde kendilerini tarihten silen ve ülkelerinde yaklaşık 200 yıl hüküm süren Pers dilini konuşmaları gerekirdi.


Mustafa UÇAR, Araştırmacı Yazar


Yazı Mustafa Uçar'ın Lidya Dili Edebiyat ve Ozan Alcman yazısından alınmıştır.

Comments


bottom of page