top of page
  • Yazarın fotoğrafıSpil'in Çocukları

Pelops'un Gizemi

Pelops Tantalis kralı Tantalos'un oğlu ve Tanrı Zeus'un torunudur. Muhteşem Spil'de yaşamıştı. Çocukken babası onu, Tanrılara kurban etmek istemişti. Tantalos ölümsüz olmak istiyordu. Tanrılar onun bu davranışını cezalandırdılar ve Pelops’u yeniden yaşama döndürdüler. Daha sonra Pelops, Pisa Kralı Oenomaus'un kızı Hippodameiayı kandırdı.

Pelops Manisa Spil'den çok büyük bir servetle Yunanistan'a gitmiş ve orada, onu kral yapmışlardı. Antik çağdan bu yana, koskoca yarımadaya, onun adını vererek Pelepones demişlerdi. Olimpiyat oyunlarının kurucusu sayılmıştı. Niobe’nin ve Kybele anıtını yaptıran Broteas’ın da abisiydi.

Pelops Tahtı ve Haydar Aksakal

Ülkemizde Pelops ile ilgili ilk ciddi araştırmaları İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Ana bilim dalında öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Elif Tül Tulunay başlatmıştır. "Pelops’un Gizemi" diye; 1988 senesinde bir kitap yazmıştır. Bu eser Manisa tarihi için çok önemlidir. Tantalos’un oğlu Pelops ile ilgili araştırmalarına, Olympia Zeus Tapınağı Batı alınlığındaki (Apollon kabul edilen ) orta figürün Pelops olabileceği düşüncesinden hareketle başlamıştır. Bu çalışması büyük ilgi ve destek bulmuştur. Pelops’un Gizemi kitabı mutlaka incelenmelidir. Manisa olarak sayın Tulunay'a sahip çıkmalıyız. Tulunay eski klasik düşünce yapısını yıkan, ufku geniş bir Arkeolog. Bilim adamı bağnazlığından kurtulup,kendi düşünce ve fikirlerini evrensel değerlerde, yeniden yapılandırmıştır. Anadolu'yu seven bilim insanı olmanın öncüsü olma yolundadır. Masa başından kurtulup; ülkesini değerlerini yerinde görüp, talebeleriyle birlikte incelemektedir. Tulunay bu günlerde Manisa’da olacaktır. Akpınar'daki Kybele anıtı, Yarıkkaya ve üzerindeki Pelops Tahtı, Akpınar’ın doğu yakasındaki muhteşem mezar, Mostane kenti, Tantalos Gölü ve Yukarı Çobanisa'daki Kaya mezarlığı görülmeye değer yerlerdir. Koça dere boğazında bulunan dikme taşların, yeniden yorumlanmasının zamanı geldiği düşüncesindeyiz. Bu bölgenin ülke Turizmine kazandırılması en büyük dileğimizdir.


Prof. Dr. Elif Tül Tulunay hakkında

Prof. Dr. Elif Tül Tulunay 1950 doğumludur. İlk orta ve yüksek tahsilini İstanbul’da yaptı. 1972 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Prehistorya ve Arkeoloji Bölümünden mezun oldu. 1970-73 yıllarında Aphrodisias, Perge ve Seleukeia a, Melas (Lyrbe ?) kazılarına katıldı.

1974-80 yıllarında Milli Eğitim Bakanlığının bursuyla, Almanya’da Mainz-Johannes Gurenberg Üniversitesi’nde Prof. Dr. Frank Brommerin yanında Doktorasını yaptı. 1981 yılından beri, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Anabilim dalında öğretim üyesidir.


Eserleri:

  • Die Darstellungen der Artemis als Jagerin aus Kleinasien,(Diss)Mainz, 1980.

  • Theseus ve Kentauromakhi, İstanbul, 1986.

  • Anadoluda Artemis ile Aphrodite arasındaki benzerlikler (Bildiri)X. Türk tarih kongresi1986-Ankara,1990,415-421

  • Die goldene Artemis,der silberne Apollon(Bildiri)Akten des XIII. Internationalen Kongress für klasssiche Archalogia-Berlin 1988, Mainz.

  • Hieropolis Tiyatrosu Podium Relieflerinde Artemis(Bildiri) Türk Kültür Tarihinde Denizli Sempozyomu-Denizli 1988, Denizli,1989,263-265.

  • Minos uygarlığı, S.Alexiou (Güncelleştirilmiş bibliyografya ilavesiyle çeviri ), İstanbul,1991

  • Etrüsk sanatı,İstanbul,1992.

Tulunay’ın kitabından bazı satırları okurlarımızla paylaşmak istedik. Bugün, MÖ 7. binden beri, Anadolu'da madeni (bakır) aletlerin kullanıldığı, çeşitli kazılarda ele gecen buluntularla saptanmıştır.

Bu nedenle, Mısır kaynaklarından öğrenilen ve bir mitos olarak yorumlanan Atlantis, aslında Batı Anadolu topraklarında yaşanmış bir maden uygarlığını kastediyor olabilir; üstelik bu varsayıma, isimler (Atlas- Tantalos) ve bilinen anlamları (taşıyıcı) da uymaktadır.

Antik kaynaklarda da Pelops, Tantalos’un oğludur ve tüm ailesiyle Anadolu'ya bağlıdır. Pelops'un Anadolu'dan Yunanistan'a geçerek kral olması ve koskoca bir yarımadaya adını vermesi, Herodotos’a göre Kserkes tarafından yüzyıllar sonra dahi hayret ve kıskançlıkla karışık gıptayla karşılanmaktadır.

Tantalos’un kentinin gerçekten var olup, bir zelzele sonucu fışkıran suların altında kalması ve açılan yarıkta kaybolması neden mümkün olmasın? Üstelik antik kaynaklara göre antik çağda da, Batı Anadolu’da meydana gelen büyük bir depremin Tantalos krallığını yeryüzünden sildiği görüşü mantıklı kabul ediliyordu,krş.Strab.1, 3, 17 (Demokles'e atfen); krş. Not. 5. Bugün de Güney ve Batı Anadolu sık sık depremlerle sarsılıyor ve dağlarında hala yeni yeni kanyonlar, şelaleler, mağaralar vs. keşfediliyor. Bütün bunlar göz önüne alındığında, geleneksel anlatımdan şüphe ederek, batık şehirlere inanmamak, kanımca ön yargılı bir davranıştır. Hikayeler, abartı ve mucizelerden arındırılırsa, antik kaynaklar bize belki bugün tamamen toprak altında olan bu eski kentlerin izini bulmamız için bir yol gösterebilir.

Haydar AKSAKAL, 2000


Komentarze


bottom of page