Manisa Sarayı Dikilitaşı
- Spil'in Çocukları

- 5 gün önce
- 5 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 4 gün önce
Manisa Sarayı'ndan Ulupark'a Bir Dikilitaşın Öyküsü
Dikilitaşlar Talikizade’nin Şemailnamesi’nde oldukça gerçekçi bir şekilde sunulan Manisa Sarayı’nın arka bahçesinde, sarayı sınırlayan dış duvarların hemen önünde, piramidal şekilli dört sütun dikkati çekmektedir. Bu sütunların ilk bakışta duvarı içten destekleyen birer payanda olabilecekleri akla gelmekle birlikte, çeşitli faktörler göz önüne alındığında bunların birer nişantaşı olduklarını düşünmek mümkündür. Nitekim sütunların duvardan farklı bir renkle betimlenmiş olması ve aralarındaki boyut farkları da görüşümüzü destekler niteliktedir.

Edirne ve Topkapı Sarayı’nda olduğu gibi Manisa Sarayı içerisinde de sultanlar ya da şehzadelerin atış talimi yaptıklarını ve zaman zaman benzer şekilli nişan taşlarının saray bahçesine dikildiğini düşünmek mümkündür. Ancak Manisa Sarayı’nın kullanımının çok daha erken yıllarda sona ermesi ve sarayın zamanla tahrip olması, elimizdeki verileri oldukça sınırlamaktadır. XVI. yüzyıl sonlarında sultanların sancağa çıkmasının yasaklanmasının ardından terk edilen Manisa Sarayı, geçen zaman içerisinde büyük ölçüde özgünlüğünü kaybetse de XIX. yüzyıl sonuna kadar çeşitli bölümleri onarılarak yaşatılmaya çalışılmıştır. Bu dönemde saray bahçesinin önemli bir bölümünün satıldığı, satılan kısımlara binalar yapıldığı, diğer kısımların ise tarla ve bahçe olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.
XX. yüzyıl başlarında Manisa Sarayı’nın boş arsasının Belediye Bahçesi olarak yeniden düzenlendiği bunun yanı sıra bahçe içerisinde bulunan kulenin Saruhan Sancağı mutasarrıfı Mehmet Galib Bey tarafından onartıldığı ve Sultan II. Abdülhamid’in emriyle bir saat kulesine dönüştürüldüğü bilinmektedir. Bu dönem İmparatorluğun pek çok yerinde olduğu gibi Manisa ve çevresi de ayrıntılı bir şekilde fotoğraflanmış ve bu fotoğraflar daha sonra bir albüm şeklinde yayınlanmıştır. Albümde, Saray Kulesi’nin yanı sıra Belediye Bahçesi’nin açılışına dair ilgi çekici fotoğraflar yer almaktadır. Muhtemelen o dönemin en yüksek yapılarından olan Saray Kulesi üzerinden çekilen bir fotoğrafta, Belediye Bahçesi’nin büyük bölümü açıkça seçilebilmektedir.

Bahçenin ortasında açılış için yerleştirilen bir dikilitaşın çevresinde bir grup insan toplanmaya başlamıştır. 6 Mayıs 1902 tarihli açılış merasimine ait bir diğer fotoğrafta ise asker ve sivil çok sayıda kişinin dikilitaşın çevresinde toplandığı ve dualarla Belediye Bahçesi’nin açılışının yapıldığı görülmektedir.

Albümde dikilitaşın daha yakından çekilmiş bir fotoğrafına daha yer verilmiştir.

Düzgün kesilmiş mermer bloklarla inşa edilen prizmatik gövdeli dikilitaş, yaklaşık 2,5 m boyundadır ve kare kesitli mermer bir kaide üzerine oturtulmuştur. Fotoğraflara dikkatlice bakıldığında taşın bir yüzünde yaklaşık kare şekilli bir kitabe levhası dikkati çekmektedir. Bu kitabeden bahseden ilk kişi İlhami Bilgin’dir. Bilgin makalesinde, Manisa Müzesi’nde bulunduğunu söylediği kitabenin çevirisine de yer vermiştir. Müzede yaptığımız uzun araştırmalar sonucu bahsi geçen kitabeye müzenin deposunda ulaşabilmek mümkün olmuştur.

Beş satırlık kitabenin metni ve okunuşu şöyledir:
Neyyir-i sipehr-i hilafet-i İslamiyye ve hûrşîd-i asuman saltanat-ı Osmaniye
Es-Sultan-ül Gazi Abdülhamid Han-ı sani efendimiz hazretlerinin
ahd-ı adaled ve terakkiy-i hümayûnları asarından bulunan Manisa
Belediye Bahçesi’nin tarih-i tarh ve küşâdını gösterir
sütun-ı mefharet- intimâdır
28 Muharrem 1320, 23 Nisan 1318
Günümüz Türkçesiyle:
İslam hilafetinin göğünü aydınlatan,
Osmanlı saltanatının semasındaki güneş olan
Gazi Sultan II. Abdülhamid Han Hazretlerinin
adaletli devri ve yüce ilerlemelerinin eserlerinden bulunan
Manisa Belediye Bahçesinin
yapılış ve açılış tarihini gösteren
bir övünç sütunudur (anıtıdır)
6 Mayıs 1902
Kitabeden, övünç sütunu olarak adlandırılan bu dikilitaşın, Sultan II. Abdülhamid döneminde Manisa Belediye Bahçesi’nin açılışı adına 6 Mayıs 1902 tarihinde dikildiği anlaşılmaktadır. Kitabe üzerindeki Abdülhamid adının sonradan kazınmaya çalışılmış olması dikkat çekicidir.
Terk edilmesinin ardından kullanımını yitiren ve büyük ölçüde tahrip olan Manisa Sarayı’na ait alanın Manisa Belediye Bahçesi’ne dönüşümü, dikilen bu taşla anıtlaştırılmıştır. Dönüşüm sadece Saray bahçesinde kısıtlı kalmamış bu dönem tüm şehir yoğun imar faaliyetlerine sahne olmuştur. Dikilitaşın, tıpkı Edirne Sarayı’nın bahçesinde bulunan benzeri gibi, sarayın bahçesinde çok daha önceki dönemlerden kalma bir nişantaşı mı yoksa gerçekten Sultan II. Abdülhamid döneminde açılışa özel olarak hazırlanmış bir anı taşı mı olduğu konusunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak bilinen birçok anı taşında kitabelerin taşın üzerine doğrudan işlendiği, ayrı bir kitabe levhası bulunmadığı gözlenmektedir. Bu taş üzerine ise kitabe sonradan yerleştirilmiştir. Bunun yanı sıra açılışın yapıldığı alanın eski sarayın bahçesi olması ve mevcut minyatürde dikilitaşın oldukça benzerlerinin bulunması, açılışta kullanılan bu taşın Manisa Sarayı’nın bahçesinde gördüğümüz nişantaşlarından birisi olma olasılığını güçlendirmektedir. 1922 yılındaki büyük yangın sonrası harabeye dönen Manisa’da Cumhuriyetin ilk yıllarında bir imar planı hazırlanmış ve geniş bir alana yayılan yangın yerleri, mezarlıklar ve parklar yeniden düzenlenmiştir. XX. yüzyıl başlarında Manisa Belediye Bahçesi olarak açılışı yapılan ve sözünü ettiğimiz dikilitaşın da bulunduğu park Cumhuriyet döneminde Çamlık Parkı olarak yeniden kullanıma açılmış, 1968-73 yılları arasında ise Fatih Sultan Mehmet’in büstü dikilerek Fatih parkı adı verilmiştir. Ancak dikilitaşın parktaki varlığı çok uzun sürmemiş 1930’lu yıllarda bir başka parka nakledilmiştir. 1930’lu yılların başında kent merkezinde kalan mezarlıkların kentin doğusundaki yeni mezarlık alanına nakledildiği ve bu alanların bir kısmının parka dönüştürüldüğü bilinmektedir. Ulu Mezarlık olarak anılan ve merkezdeki en büyük mezarlık alanlarından biri olan alan da Kurtuluş Parkı adıyla yeniden düzenlenerek hizmete açılmıştır.


Parkın yapımına 1936 yılında başlandığı ve 1940 yılında tamamlandığı belirtilmektedir. Parkın içine de açılışın anısına (hiç de yabancı olmadığımız) bir dikilitaş yerleştirilmiştir. Ancak taşın üzerindeki kitabenin değiştirildiği anlaşılmaktadır.

Yeni kitabede Latin harfleri ile şu satırlar yazmaktadır:
8 Eylül 1922 Kurtuluş Parkı 1935-1939
Osmanlı son dönemi imar faaliyetlerinin bir nişanesi olarak Manisa Sarayı’nın bulunduğu alanın bir Belediye Bahçesi’ne dönüşümü adına yerleştirilen dikilitaş, Cumhuriyet döneminde de kendine yer bulmuş ve bu kez kentteki erken Cumhuriyet dönemi imar çalışmalarının ilgi çekici bir belgesi olarak yeni bir parka nakledilmiştir. Kitabe üzerindeki tarihler dikkate alındığında parkın yapımına 1935 yılında başlandığı ve 1939 yılında bitirilerek açılışın yapıldığını düşünmek mümkündür. Taşın üzerindeki Sultan Abdülhamid dönemine ait kitabenin ise tahrip edilmeyip müzeye nakledilerek koruma altına alınması da ilgi çekici bir ayrıntı olarak karşımızda durmaktadır.
Mevcut fotoğraflar dikkate alındığında dikilitaşın Kurtuluş Parkı’na aynen getirildiği, sadece kaide kısmının daha alçak tutulduğu gözlenmektedir. 1930’lu yılların sonunda hizmete açılan ve çeşitli dönemlerde farklı düzenlemeler yapılan Kurtuluş Parkı, kent sakinleri tarafından her dönem kullanılagelmiş ve kent belleği açısından bir simge niteliği kazanmıştır. Ancak parkın Cumhuriyet döneminde verilen ismi, içerisindeki anıt gibi giderek unutulmuş ve uzun bir süredir Ulupark olarak anılmaya başlanmıştır. Parkın içerisindeki dikilitaş ise herkesin bildiği ancak çok da üzerinde durmadığı bir anıt olarak uzun yıllar yerini korumuştur. Ta ki parkta yaklaşık 5 yıl önce gerçekleştirilen son düzenlemeye kadar. 2013 yılında parka yaklaşık 500 metrekare büyüklüğünde sesli ve ışıklı bir süs havuzu inşa edilmiş ve bu düzenleme sırasında yaklaşık 80 yıldır bu alanda duran dikilitaş yerinden kaldırılmıştır. Yaptığımız çalışmalar sonucu Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin deposunda dikilitaşa ulaşmak mümkün olmuştur. Ancak karşılaşılan manzara hiç de iç açıcı değildir. Taş yerinden kaldırılıp depoya getirilirken parçalara ayrılmış ve dağınık biçimde depoya atılmıştır.

Taşın üzerinde bulunan erken Cumhuriyet dönemine ait kitabe levhasının ise nerede olduğu bilinmemektedir.

Yazı Doç. Dr. Cengiz Gürbıyık'ın Manisa Sarayı'ndan Ulupark'a Bir Dikilitaşın Öyküsü adlı çalışmasının 2018 yılında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Yayınları tarafından basılan Geçmişten Günümüze Manisa yayınından alınmıştır.



Yorumlar