top of page
  • Yazarın fotoğrafıSpil'in Çocukları

Mısır Tapınaklarındaki Atlantis Simgeleri Manisa Bölgesinde

Atlantis medeniyetin ve uygarlığın ulaştığı doruk noktasıydı. Anadolu insanının yarattığı bu uygarlık, dünya uygarlığının da bir öncüsüdür. Bir gün ansızın meydana gelen deprem ve sel felaketi, bu ulusu tarihin derinliklerine gönderdi. Aradan 11 bin sene geçti. Bu zaman içinde her şey o kadar çok değişti ki; elimizde yeterince kanıt ve delil yok. Zaman dilimi içinde Atlantis bir efsaneye dönüştü. Anlatılanlar daha sonraki bin yıllarda Mezopotamya ve Mısır uygarlığını da etkilemiştir.

MÖ 360'larda, Platon Timaeus ve Critias kitabını yazdı. Yazdıklarıyla gelecek kuşaklara Atlantis’i anlattı. Döneminden 9 bin sene öncesini.


Mısır Tapınaklarında Atlantis Sembolü
Sart'taki sembol

Solon ise Atlantis ile ilgili bilgileri Mısır'da yaşayan rahip Sonchis'ten almıştır. Rahip Yunanlıların büyük çağı bilmediklerini Solon’a söylemiştir. Atlantis felaketinden sonra, kurtulanlar arasında Mısırlılar da vardı. Olanları yazarak Sais'teki tapınağa saklamışlardı. Gerçekten gezgin ve Platon'un yorumcusu Grantor, MÖ 300'de sözü edilen kaynakları gözü ile gördüğünü yazıyordu.

Dünyadaki bütün kutsal; mabed ve alanlar evrenseldir. Allah'tan gelen bilginin ve ışığın yansıtıldığı yerlerdir. Mabedlerde kainatın görüntüsü vardır. Ancak evrenin gerçek görüntülerini taşımazlar. Kutsal olan bu yapılar dünyanın iç yapısını sembolik olarak betimlerler. Mısır tapınakları Atlantis'in kopyaları ile şekillendirilmiş ve Atlantis’in dağları, sütunları, aslanları, kartalları ve güneşi ile sembol olmuştur.


Mısır Tapınaklarında Bulunan Herakles Sütunu
Siyekli'de bulunan Dikme Taşlar

Mısır Tapınakları ve mimarisi, Güney Hindistan ve Asya tapınakları mimarisi ve stili olarak inşa edilmiş ve onlardan esinlenmiştir. O dönemdeki mabedler iç avlulu olarak düzenlenmiştir. Tanrıya ibadet edecek olanların açık avlu olan tapınağa girmeleri serbesttir. Yasak olan iç tapınağa girmeleridir. Mabedlerdeki kutsal mimarinin bütünü, yaşam çemberinin tamamlanması operasyonudur. Bu evrenseldir ve kutsal mimarinin olduğu her yerde vardır. Çember cenneti, meydan dünyayı, birleştirilen çember ise cennet ve yeryüzünün birleşmesini temsil eder. Mısır’daki büyük piramidin içinde, çember büyük bir ustalıkla meydan haline getirilmiştir. Büyük piramidin yüksekliği, taban çevresine eşit olan, çemberin yarı çapına eşittir. Bu simgeleştirme orijini, daha eskilere dayanan ve çok daha evrensel olan bir simgeleşmedir.

Mısır'da Atlantis Simgeleri / Manisa Müzesi'nde Beyaz Kartal / Mısır'da Bir Tapınak

Büyük Piramit cennetteki kutsal dağı temsil eden Mt.Meru'nun bir kopyasıdır. 'Kutsal Dağ' dünyanın merkezinde yerleşmiş olup; Atlas’ın ayakta tuttuğu, dünyayı sembolize eden cennetin kutsal dağını temsil etmektedir. Ezekiel'deki 'Muazzam Dağ' Mt.Atlas (ya da Mt.Meru) ile aynıdır. Bu dağ kurbanlar içindir. Zamanın başlangıcında en büyük kurban Atlantis'tir.

Süleyman tapınağının önünde, iki tane bronzdan sütun durur. Bu iki sütun, Baal melkart'taki Phoenician Tapınaklarının çehresini oluşturan Herkül'ün sütunlarını hatırlatmaktadır. Baal Melkart şehrin 'Lord'u, Phonecian Tapınaklarının, ikiz sütunları olarak anılan iki Tanrı,Herkül ve Atlas'ın diğer adı ve örneğidir.

Mısır tapınaklarının en göze çarpan özellikleri sütunlardır. Sütunlar kraliyet iktidarını ve gücün anlamını simgeler. Direk arasından güneşin doğduğu ufkun iki dağını temsil etmektedir. Böylece tapınağın rolü, evrenin ve yaratılışın sembolü olmaktadır.

Hayat ağacı ve Kartal:

Ezehiel, Semitlere ait bir misali şöyle anlatır. Geniş kanatlı renkli köylü devasa bir Kartal (Phoenix), dağ selvisi ağacından (hayat ağacı) getirdiği ince bir dalı tüccarlar şehrine diker. Burada kartal yıkılan edenden kurtulanların taşındığı deniz yolculuğunu temsil etmektedir.

GERZ'ler Nagada II döneminde (MÖ 3500-3000) yer alan, Mısır öncesi bir medeniyetti. Gerz vazolarında o döneme ait resimlendirme vardır. Bu resimlerde içinde 200’er tane kürekçi bulunduran kadırgalar gösterilmiştir. O dönem için oldukça büyüktür. Ayrıca dans eden çıplak bir Tanrıça, Palmiye ağaçları, ikiz sütunlar, volkanik dağ dorukları ve flamingolar vardır. Bu ilginç dekorasyonlar, tipik Atlantis motifleridir. Çıplak tanrıçanın dans edişi felakettir ve kinayeli olarak Atlantis'i yerle bir edip toprağın altına gönderen depremi canlandırır. Felaket etkisiyle ortaya çıkan yarık, yıkılan Atlantis’in kriterlerinden başka bir şey değildir.

İkiz aslanlarda olduğu gibi, bir cennet üzerine kurulmuş gün doğumu dağının, iki tepe arasından doğmakta olan güneşin karakteristik hiyeroğlifi resmedilmiştir. Aslan ayrıca doğu ve batıyı da temsil etmektedir.

Mısır tapınaklarında bütün sütunlar kralın (Tanrı) düşmanlarını ve tutsaklarını vurup yere düşürürkenki halinin, kabartmalarla gösterilmesiyle dekore edilmiştir. Motif basit bir görüntüden ziyade Atlantis'in yıkılışıdır.

Atlantis felaketini yaşayanlar, bulundukları yerlerden, dünyanın dört bir tarafına yayılarak, anlattıkları ile Atlantis mitinin bütün ülkelerde duyurulmasına sebep olmuşlardır. Dünyanın muhtelif yerlerinde Atlantis mitiyle karşılaşılıyor. Yapılan sütun ve tapınaklarda benzerlikler görülüyor. Bu yüzden Atlantis ve yıkılışı ile ilgili hikayelerin ve mitlerin yayılmasına şaşırmamak gerekir.

O günkü dünyayı bir cennet olarak düşünürsek, cennet kapısı doğuda, deniz kıyısındaki Sunda Boğazı, Batıda ise Gibrater (Cebelitarık Boğazı)dır.

Mısır topraklarının sütunları Atlas Dağı’nın benzeri 'Ünlü Dağı' (Trikuta) temsil eder. Merkez sütunun tepesi havaya uçar ve tepe açılarak bir deniz geçişi yada giriş kapısı (boğaz) halini alır. Bu geçiş geride kalan iki sütunun, herkül sütunlarının ortasında kalır. Bunlar dünyanın iki kurucusu Atlas ve Herkül'den başka bir şey değildir. İki sütun Atlantis’in girişini ve cennetin kapısını belirliyen Herkül sütunlarını temsil eder.

Mısır tapınakları ve diğerlerinde kullanılan ortak semboller merkezden farklı yönlere dağılmıştır. Uzak doğuda Atlantis’le ilgili olabilecek Hint gelenekleri ve Atlantis sembolleri bulunmuştur. Pasifik bölgesinden de, uzaklara Maya ve Aztek piramitlerine kadar uzanmaktadır. Böylesine evrensel bir gelenek ve mit sadece Atlantis’in ve onun dünya imparatorluğuna ait olabilir.

Bütün sembollerin açıklanması Endonezya ve Hint lisanlarında ve benzerlerinde vardır. Bütün bu Atlantis kopyaları, Atlantis kökenli olup zamanın başlangıcına uzanır. Hepsi, cenneti ve Atlantis’i örnek alır. Kayıp kıta Plato’nun dediği gibi vardır. Ege bölgesindedir. Başkenti Tantalis şehridir. İlk kralı Tantalos'tur ve Tantalos Krallığı ve Pelops Tahtı Manisa'dadır. Atlantis Mısır'dan, Mezopotamya'dan, Yunanistan'dan, Roma'dan ve diğerlerinden daha önce kurulmuştur. Tüm eski dünyanın, tamamen unutulacak kadar eski bir döneminde var olmuştur. Geriye bazı dini gelenekler, mitler ve Atlantis sembolleri kalmıştır.

Mısırlılar ve Yunanlılar anlatılan bu Atlantis mitini değiştirmeye kalkıştılar. Yunan dışı Anadolu'ya sahip çıkmak istediler. Bunda başarılı olamadılar ve Atlantis Tarihinin ve yaşamının uzmanlarca çözümünü zorlaştırdılar.

Atlantis mitinin Grek ve Mısır kökenli değil, Hindu kökenli olduğu da bazı yazarlar tarafından yazılmaktadır. Bu güne kadar Atlantis konusunda 25.000 adet kitap yazılmıştır.

Kutsama Duası, iki gizemli insandan hisar ve Sydyk (Mishar ve Sedek) bahseder. Onların ismi Atlas ve Herkül Gederios'un, Atlantis’in iki sütununun eşidir. (Gederios Eritya'ya kadar olan bölgenin ismidir 'çeşme-ıldır')

Eski otoriteler, şimdiki benzerleri gibi, Herkül sütunlarının güncel yeri üzerinde fikir birliği yapamadılar. Eski araştırmacı ve yazarlar Gibraltar'dan, Boğazlara ve Sende Boğazı'nın yanlarındaki iki dev volkanik tepeye kadar boğazları ve herkül sütunlarını aradılar. Boğaz kelimesi onları yanılttı ve haritalarda görülen Boğazlarda Herkül veya Herakles sütunlarını aradılar.

Herkül'ün veya Herakles’in nerede yaşadığını, nerede savaştığını ve adına nerede sunak ve dikme taşlar yapıldığını düşünmeden ve incelemeden yorum yaptılar. Bizce Herakles sütunlarının Manisa bölgesinde olma olasılığı çoktur.


Kutsal Çift Yüzlü Balta (Labris)

Tantalis kralı Tantalos'un oğlu Pelops'un Pelopeia isimli bir kızı olmuştur. Pelopeia antik çağda Akhisar'ın adıdır. Herakles, Amazonların kraliçesi Hippolyte'yi öldürdükten sonra, üzerinde çift yüzlü balta olan altın kemerini aldı. Herakles’in bu baltayı ve kemeri Lydia kraliçesi Omphale'ye sunduğu söylenmektedir. Çift yüzlü balta Thyateria (Akhisar) kentinin bir simgesidir. Akhisar paralarının tümünde görülen bir motiftir. Din ile ilgili kutsal bir alettir. Tarih öncesinden beri kullanılmaktadır.

Manisa, yortandan çıkarılan MÖ 3000 olarak belirlenen eserlerinde, ciddi olarak incelenmesi gerekmektedir.

Manisalı yazar ve Filozof Pausanias 1850 sene önce yazdığı Descrıptıon of Greece isimli eserinde, Manisa Spil Dağı’nda Tantalos Gölü üzerinde bir kuğu gibi süzülen beyaz kartalları gördüğünü anlatır. Yine Pausanıas 'Thyester veya Broteas'ın oğlu Agememno'dan önce Klytemnestra ile evlenen Tantalos'un buraya gömüldüğünü inkar etmeyeceğim. Fakat biliyorum ki efsanevi Tanrı Zeus'un oğlu ve Pluto'nun mezarı Spil'dedir. Çünkü onları gördüm ve görmeğe değerdi.' diyor.

Beyaz kartal Tantalis'in sembolüdür. Bugün beyaz kartalların, beyaz mermerden yapılmış heykellerini Manisa müzesinde ve Sart kasabasında bulunan Lydia'ya ait Sinagog'da görebilirsiniz .

Londra Üniversitesi’nden ve The Sunken Kingdom The Atlantis Mystery Solved isimli kitabın yazarı Ark.Peter James Atlantis’in kurucusu ve kralı Atlas'tan itibaren soy ağacını çıkarmıştır. Karşısına Tantalos, Niobe, Genç Tantaloslar ve Pelops çıkmıştır. Atlantisin anahtarı kral Tantalos ve Tantalis şehridir. Dünyadaki yazılı metin ve efsanelere göre Tantalos yalnız Manisa'da bulunmaktadır. Tantalos Yunan dışı Anadolu'nun simgesidir.

Yarıkkaya Manisa Spil Dağı’nda olan kozmik bir felaketin ve büyük bir depremin delilidir. Tantalos'un mezarı Yarık kayanın biraz ilerisindedir.

Manisa Müzesi'nde Herakles Figürü


Comentarios


bottom of page