top of page
  • Yazarın fotoğrafıSpil'in Çocukları

Emir Hıdır Bey Camii

Milli Mücadele’nin zor zamanlarında büyüklerimizin bahçesinde ürettiği cephaneler ile zafere umut, direnişe merkez olmuş, işgal öncesinde düşmana direnecek olan askerlerimizin yeminlerinin şahidi ve son bayram namazının ardından vedalaşmaların tanığıdır; kentimizin önemli sembollerinden biri olan Emir Hıdır Bey Camii, nam-ı diğer Çarşı Camii. Geçmişten günümüze başka birçok yaşanmışlığın da tanığıdır diğerleri gibi. Kapısından ilk girdiğiniz anda derin bir şaşkınlığa sebep olan eşsiz bir güzelliğe sahiptir. Duvarlarında bulunan bir çok resim sizdeki şaşkınlığı pekiştirir, kim ve nasıl ile başlayan merak dolu sorular gelir peşi sıra. Bir gerdanlık misali sıralanmış istiridye kabukları, madalyonlar, top namluları, ağaçlar, konaklar, tepeler, evler, köprüler, kırda bir tepe üzerinde yalnız bir çeşme, bir tulumba ve havuz, antik bir harabe, yelkenli gemiler, sandallar ile dünyada eşine az rastlanır bir görsellikle selamlar sizleri. Hemen girişin iki yanında bulunan; sıradağlar ve onların önünde anıt gibi yükselen kayalıklar ile Medine ve ufukta kaybolan bulutlar eşliğindeki Mekke tasvirleri Topkapı Sarayı’nda bulunan Delail-i Hayrat minyatürlerinin aynısıdır. İçerisindeki bu görsel zenginlikle Batı’nın Barok tarzı mimarisini de andıran cami, kuzey cephesinde bulunan yazıtlardan anlaşılacağı üzere 1792 (Hicri 1206) senesinde yapılmıştır. Dış cephesinde bazı yazılarla karşılaşırsınız ilk bakışta. Bir karalama gibi görünse de esasen ciddi bir estetiğe ve manaya sahip olan şu satırları görürsünüz: ’’Bu fani darı dünyada bunun gibi makam olmaz, Girip farzı eda eden kişi Haktan beıd olmaz. Bu dar-ı dünya hoştur amma akıbet mevt olmasa Cenneti ala hoştur amma …’’

1898 yılında Soma’mızda bulunan 8 medreseden biri olarak Müftü Hacı Abdullah Efendi’nin müderrisliğinde (öğretmen) 146 öğrencinin öğrenim gördüğü, Bekirzade Süleyman Bey’in de kuruculuğunu üstlendiği bir eğitim yuvası olarak hizmet vermiştir. Üçü dışarıda bir tanesi içerde olan dört mihrap bulunan medresede vaktiyle dört mezhebin dersleri de görülmüştür. Aynı dönemde Soma’nın da içinde bulunduğu Aydın Vilayeti (İzmir-Muğla-Manisa-Aydın) sınırları içerisinde en eski tarihli kütüphanedir. Neredeyse Batı Anadolu’nun tümünde en eski kütüphane… İçerisinde 120 adet kitap bulunmaktadır 1898 senesinde. Kitap sayısı ilk bakışta az gibi görünse de esasen dönemin matbuat olanakları ve Osmanlı Devleti dahilinde basım faaliyetlerinin henüz çok yeni olduğu düşünüldüğünde 120 adet kitap çok önemli bir rakamdır. Maalesef günlük telaşlar alıkoyar bizi, o yüzden çoğumuz göz ardı etmişizdir bu büyük zenginliği. Ama gitmek, görmek gerekir dün neleri ne kadar da güzel var etmiş büyüklerimiz diyerek…


Yazı Samet Arıcıoğlu'nun 9 Nisan 2017 tarihli Emir Hıdır Bey Camii yazısından alınmıştır.

Comentários


bottom of page