top of page
  • Yazarın fotoğrafıSpil'in Çocukları

Yoğurtçu Kalesi mi? Sosandra Manastırı mı?


Yoğurtçu Kale, Manisa ili, Yunus Emre Belediyesi'nin Uzunburun Köyü sınırları içerisinde, köyün yaklaşık 1 km güney doğusunda Yamanlar Dağı üzerinde Manisa Boğazı'nın doğu girişine hakim bir bölgede yer almaktadır. Bu boğaz, Gediz (Hermos) Ovası ile kıyıyı birbirine bağlayan bölgedeki tek doğal geçittir. Kalenin bulunduğu alan tarıma elverişsiz makilik bir bölgedir. Yamanlar Dağı'nın doğusunda Spil Dağı, kuzeyinde ise Dumanlı Dağ bulunur. Yoğurtçu Kale, 382 metre yüksekliğe sahip büyük bir kireç taşı oluşumunun üzerine inşa edilmiştir. Bu doğal oluşum Batı ve Kuzey yönde hiçbir bağlantısı olmaksızın, son derece sarp bir şekilde yükselmektedir.

Dış Sur üzerinde açılmış bir 'Gedik'

Yoğurtçu Kale, Manisa ili, Yunus Emre Belediyesi'nin Uzunburun Köyü sınırları içerisinde, köyün yaklaşık 1 km güney doğusunda Yamanlar Dağı üzerinde Manisa Boğazı'nın doğu girişine hakim bir bölgede yer almaktadır. Bu boğaz, Gediz (Hermos) Ovası ile kıyıyı birbirine bağlayan bölgedeki tek doğal geçittir. Kalenin bulunduğu alan tarıma elverişsiz makilik bir bölgedir. Yamanlar Dağı'nın doğusunda Spil Dağı, kuzeyinde ise Dumanlı Dağ bulunur. Yoğurtçu Kale, 382 metre yüksekliğe sahip büyük bir kireç taşı oluşumunun üzerine inşa edilmiştir. Bu doğal oluşum Batı ve Kuzey yönde hiçbir bağlantısı olmaksızın, son derece sarp bir şekilde yükselmektedir.

Yoğurtçu Kale kuzeyden görünüş. Arkada İç Kale ve önde Dış Sur yapısı

Bölgeye hakim konumda bulunan kale, kareye yakın planlı iç kale ve dış surdan oluşmaktadır. Doğu kısmında yer alan iç kale duvarları, sarp uçurumun ucuna inşa edilmiş, bu kısımda böylelikle ikinci sura ihtiyaç kalmamıştır. Dış Sur üzerine kare, dikdörtgen, beşgen ve dairesel kuleler inşa edilmiştir. Kalenin girişi kuvvetle muhtemel Batı yönünde yer almaktaydı. Kale içindeki bölümler halen sağlam durumdadır. Özellikle İç Kale'nin kuzeyinde yer alan tonozlu 3 bölüm sağlam durumdadır ancak diğer kısımlar moloz kalıntıları altında kalmıştır. Kaderine terk edilmiş kale, tamamen doğa ve insan tahribatına mahkum edilmiştir. Kalenin her yanında defineciler tarafından açılmış sondajlara rastlamak mümkündür.

Muhtemelen Komuta Odası olarak kullanılan Tonozlu ve sağlam durumdaki yapı

Kale 08.05.1991 tarihinde, İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil edilmiştir ancak hiçbir önlem alınmamıştır. Kalede için hiç vakit kaybedilmeden kazı çalışması yapılmalı ve restore edilmelidir.


Dış Sur'un batı duvarı boyunca uzanan dikdörtgen planlı bir yapı bulunmaktadır, bu yapı muhtemelen 3 katlıydı. Bu yapının hemen yanında ise kalenin su ihtiyacını karşılamak için yapılmış ancak molozla dolmuş bir sarnıç bulunmaktadır. Yoğurtçu Kalesi, Bizanslılar tarafından Türkmen akınlarını engellemek için 12. ve 13. yüzyıllarda inşa edilmiş (Neokastron) olmalıdır.

Batı yönünden görünüş

İsmail Hakkı Uzunçarşılı'ya göre Saruhan Bey komutasındaki Türkler, 1305 yılında Manisa yakınındaki Danya Kalesi'nde Bizanslılara paralı askerlik yapan Katalanlar ile savaşmışlardır. Ancak Manisa'nın Türkler tarafından fethi 1313 gerçekleşmiştir. Saruhanoğulları dönemine ait tek kaynak olan El Ömeri'ye göre Manisa, beyliğin idare merkezidir ve beyliğe ait 15 yerleşim yeri ile 20 kale bulunmaktadır. Maalesef bahse konu yerler arasında Yoğurtçu Kalesi'ni işaret eden bir bilgi mevcut değildir. Osmanlı evraklarında Yoğurtçu Kale'nin bulunduğu yer veya çevresinde kale olarak anılan bir yer adı bulunmaz hatta köy kaydı da yoktur. Buna göre Saruhanoğulları fetih sonrası Yoğurtçu Kaleyi kullanmamışlardır. Osmanlı döneminde de kullanılmamıştır. Kalenin kaydının bulunmaması fetihten kısa bir süre önce yapıldığı ihtimalini güçlendirmektedir. Kalenin beden duvarları sağlam olmasına rağmen herhangi bir tamirat görmemiştir bu da çok ilginç bir durumdur, akla en uygun neden yönetim merkezi olan Manisa merkezine çok yakın olmasıdır. Yerel ayaklanmalar gibi olaylarda kullanılmaması için bilinçli bir şekilde tahrip edilmiş olmalıdır.

Kale, ilk defa Heinrich Kiepert tarafından 1888 yayınlanan haritada 'Giaurtchu Kale' olarak kaydedilmiştir.

Kalenin isminin kökeni;

Kale, Bizanslılar tarafından yapılmıştır ancak kalenin yapıldığı dönemdeki adı bilinmemektedir. 1888 yılından bu yana kale; Yoğurtçu Kalesi olarak adlandırılmaktadır. Yoğurtçu Kale'nin adının nereden geldiği tam olarak bilinmemektedir. Bu isimle bulunabilen ilk kayıt ise Heinrich Kiepert tarafından 1888 yılında yayınlanmış haritadır. Heinrich Kiepert, 1840-1845 yılları arasında Anadolu'da yaptığı seyahatinde yapıyı Giaurtchu Kale diye kaydetmiştir. Sonraki dönemlerde kale (yazım farkları bulunmaktadır; Gijaurtjuk Kale, Gjaurdcuk Kale) aynı isimle anılmıştır. Kaynaklarda kalenin isminin Yörük ağzında Manisa Lalesi (Anemone blanda) anlamına gelen Yoğurtçuk kelimesinden geldiği söylenmektedir. Yörede bol miktarda yetişen Yoğurtçuk bitkisine istinaden bu adın verildiği söylense de bu tezi destekleyecek hiçbir kanıt yoktur. Diğer bir tez ise yörede yapılan hayvancılık ile ilgili olanıdır. Bu teze göre hayvancılıktan üretilen süt ürünlerinin kale içinde halen sağlam durumda olan yapılar içinde saklanmasından dolayı bu ismi almış olmasıdır, ancak Yoğurt raf ömrü kısa bir ürün olduğundan depolanması gibi bir durum söz konusu değildir, isimlendirme konusunda en zayıf ihtimal budur.

Kalenin ismi 'Gavur' kelimesinden türetilen Gavurcuk'tan geliyor olmalıdır. Türkçede Müslüman olmayan kişileri belirtmek için kullanılan bir sıfattır. Tanzimat ile yasaklanan, halk tabiriyle "Gâvura artık gâvur denmeyecek" şeklinde özetlenen yasaktan önce Osmanlı'da bu tabir çokça kullanılmaktadır. Kale yakınında yer alan bir yerleşim birimi olan günümüzde Muradiye olarak anılan yerin eski adı Gavurköy/Kafirboz'dur. Ayrıca bir dönem kalenin bulunduğu Uzunburun Köyü, Muradiye bucağına bağlıydı. Kalenin Türkler tarafından yapılmamış olmasından dolayı bu kelime kaleye isim olarak verilmiş olmalıdır. Heinrich Kiepert tarafından yayınlanan haritada zaten kalenin adını Giaurtchu Kale olarak yazılmıştır, Giaur kelimesi zaten Almanca yazılmış Gavur kelimesinden başka bir şey değildir.

Kuş bakışı Yoğurtçu Kalesi. (Kaynak; Google Earth)

Yoğurtçu Kalesi aslında Sosandra Manastırı mı?

İznik-Bizans Devleti'nin başına geçen III. Ionnes Dukas Vatatzes, devletin idari başkentini Manisa (Magnesia ad Sipylum) yapmıştır. Ayrıca imparatorluk hazinesinin de, Vatatzes’e ait bir saraya sahip olan Magnesia’da (Nymphaion) yer aldığı yine Bizans Çağı kaynaklarından bilinmektedir. III. Ionnes Dukas Vatatzes tarafından Latinlere karşı 1224'lerde kazandığı zaferin onuruna Meryem Ana'ya adanmış bir kilisenin de içinde yer aldığı Sosandra Manastırı'nı yaptırmıştır. Bu kilise, "Sosandra'nın Meryem'i" diye anılmaktaydı. Sosandra kelimesi Hellen dilinde "İnsanları koruyan" anlamına gelmektedir. Tarihi kaynaklardan, Magnesia ve çevresindeki birçok kentin gelişmesinde önemli katkısı bulunan III. Ionnes Dukas Vatatzes’in 3 Kasım 1254’de Manisa’da öldüğü ve aziz ilan edildiği, mezarının da Manisa yakınlarındaki Sosandra Manastırı’nda yer aldığı bilinmektedir. Bizanslı kronikçi Pakhymeres, Vatatzes’in Sosandra Manastırı’nda yer alan lahdinin, Türkler’in işgaline karşı gizlice manastırdan Magnesia’ya (Menderes kenarındaki Manisa yani Magneseia ad Meandrum) taşındığı, ancak kentin 1313 yılında Türkler’in eline geçtiği gün lahdin surlardan aşağı atılarak parçalandığını anlatmıştır.

GÖRSEL: Kale üzerinden görünüş.

Sosandra Manastırı'nın bulunduğu yer tam olarak bilinmemekle birlikte bazı varsayımlar bulunmaktadır. Bunlardan ilki Sosandra Manastırı'nın Spil Dağı üzerinde yer alan günümüzde Sultan Yaylası (Halk arasında ve kaynaklarda değişik isimlerde de anılmaktadır; Kiraz Yaylası, Süsen Dıraz, Yaylağ-ı Sultan, Soultan Zougiou, Sultan Zougiou, Sultan Suyu, Sultan Soğuğu) olarak adlandırılan yerde olduğudur. Şehzadeler'in yazları Eyyâm-ı Bahur'dan yani Manisa sıcağından kurtulmak için gittikleri yazlık sarayın bulunduğu alanın Sosandra Manastırı üzerine kurulmuş olduğu ve kalıntılarının devşirme olarak kullanılmış olduğu düşünülmektedir. Evliya Çelebi, Seyahatnamesi'nde Manisa'ya giderken uğradığı Sultan Yaylası'ndan şöyle bahsetmiştir;

“... Şehzâde Yaylası'nı aşıp orada çadırımızı bir âbıhayat kenarında kurup konduk.... Hâlâ eski sultanların sarayları ve köşklerini temelleri bellidir. Zira eski sultanların şehzâdeleri Manisa'da yönetici iken bu yaylayı dinlenme yeri edinip 5-6 ay kalırlar imiş. Rum tarihçileri arasında bu yayla "Süsen Dıraz Yaylası" demekle bilinen yayladır. Gerçekten de acayip uzun süsen çiçekleri olur ki güzel kokusundan insanın dimağı kokulanır. Ve lâlesi de çok beğenilir, soğanını İstanbul'a hediye götürürler…”


Bahse konu yaylada henüz bir kazı veya ayrıntılı araştırma yapılmadığından bilgiler varsayımdan öteye gitmemektedir. Manisalı yazar Azmi Açıkdil bu kalıntılardan şöyle bahsetmiştir;

“Çocukluğumuzda Sultan Yaylası'nda toprağı eşeleyip küp şeklinde pirinç tanesinden büyükçe renkli kırık cam parçacıkları toplardık. Bunların Sosandra Manastırı’nın vitray parçaları olduğunu bir sanat tarihçi hocam söylemişti.”


Yine Manisalı bir yazar olan Nihal Yeğinobalı, Cumhuriyet Çocuğu adlı kitabında Sultan Yaylası'ndan ve kalıntılardan şöyle bahseder;

“Spil Dağıı'nın yalçın kayaları arasında bir yerde, kirazları ve karpuz çatlatan soğuklukta billur kaynaklarıyla ünlü Sultan Yaylası vardı. Berrak günlerde buradan ufka bakınca, ta uzakta Ege Denizi'ni görebilirdiniz, lacivert bir ışıltı ya da duman gibi. Bir de saray kalıntısı vardı burada. Bunun eski bir sultan sarayı olduğu söylenirdi ama bir taş yığıntısından farksız olan kalıntı besbelli bizim sultanlarımızdan çok daha eskiydi ve bir Bizans yapısının harabesi olsa gerekti çünkü taşları eşelediğinizde renk renk mozaik parçaları bulabiliyordunuz. "Yüzük taşı" derdik bunlara. Mendillerimize sarıp eve götürür, sonra da ne yapacağımızı bilemediğimizden döküp saçar, sonunda kaybederdik....”


İkinci ihtimal ise Sosandra Manastırı'nın Ulu Cami veya yakınlarında yer aldığıdır. Bu varsayımdan Ulu Cami yazısında bahsedilmiştir. Sonuç olarak Yoğurtçu Kalesi olarak adlandırılan Bizans yapısının asıl adı bilinmemektedir, ancak bahse konu yapının bir kale olduğu kesin olup bir manastır değildir.

28.10.2021


KAYNAKÇA:

1-“İlk İskanlardan Yunan İşgaline Kadar Menemen (ya da Tarhaniyat) Tarihi” adlı eser - Yazar: Ersin Doğer - Sergi Yayınevi, 1998.

2-“Manisa 1973 (i.e., bin dokuz yüz yetmiş üç) İl Yıllığı” - Ayyıldız Matbaası, 1973.

3-“YOĞURTÇU KALE: Manisa Yakınlarında Bir Ortaçağ Kalesi” adlı eser - Yazar: EMİNE TOK.

4-“MANİSA LALESİ, YOĞURTÇUK ( Anemone blanda )” adlı sayfa - https://bahcesel.net/ adlı siteden erişildi.

5-Specialkarte vom westlichen Kleinasien: nach seinen eigenen Reisen und anderen grösstenteils noch unveröffentlichten Routenaufnahmen bearbeitet von Heinrich Kiepert, 1890.

6-“German: Giaur” adlı sayfa - https://en.wiktionary.org/ adlı siteden erişildi.

7-“BİR RUM EĞİTİMCİNİN GÖZÜNDEN 19. YÜZYIL SONLARINDA MANİSA VE CİVAR KÖYLERİNDE NÜFUS VE EĞİTİM” adlı makale - Melih AKDENİZ - MANİSA CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ - Cilt:16 Sayı:3 Eylül, 2018.

8-“Araştırma sonuçları toplantısı” 3-4. ciltler, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü, 1985.

9-“Yoğurtçu Kalesi - Manisa” adlı sayfa - https://kulturportali.gov.tr/ adlı siteden erişildi.

10-“MUHAYYEL SARAY” adlı makale - Yazar: Azmi Açıkdil - https://alperana.com/ adlı siteden erişildi.

11-“CHAPTER I - INSTITUTIONAL SETTINGS: THE COURT, SCHOOLS, CHURCH, AND MONASTERIES” adlı eser - Jonathan Harris.

12-“BİZANS III - Gerileme ve Çöküş Dönemi” adlı eser - JOHN JULIUS NORWICH - KABALCI YAYINEVI - inceleme-Araştırma Dizisi: 72.

13-“MANİSA’NIN GÜRLE KÖYÜ’NDEKİ BİR BİZANS MANASTIRI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER” adlı makale - Emine TOK BAYRAKAL.

14-“YENİ BULGULAR IŞIĞINDA MANİSA’NIN ANTİK ÇAĞ YERLEŞİMİ: MAGNESIA AD SIPYLUM” - Arkeolog M. Umut DOĞAN - Arkeolog Miray MİMAROĞLU - GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE MANİSA Şehzade II. Mehmet ve Manisa Tarihi - Kültürü - Ekonomisi - Baskı - Cilt: Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörlük Basımevi - MANİSA.

15-“Evliya Celebi Seyahatnamesi” - 13. cilt - Zuhuri Danisman, 1971.

16-“Yirmi birinci yüzyıl eşiğinde İzmir: uluslararası sempozyum” - Doğan Kuban - Yayıncı: İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2001.

17-“SÜSENDİRAZ VE BOZDAĞLAR YAYLASI” adlı makale - Yazar: Enver KONUKÇU - ULUSLARARASI MANİSA SEMPOZYUMU ŞEHZADE II.MEHMED VE MANİSA TARİHİ-KÜLTÜRÜ-EKONOMİSİ.

18-“Cumhuriyet Çocuğu” adlı eser - Yazar: Nihal Yeğinobalı

19-Arai Epitymbioi: Imprecations Against Desecrators of the Grave in the Greek Epitaphs of Asia Minor - 52. cilt, Inschriften Griechischer Städte aus Kleinasien, Inschriften Griechischer Städte aus Kleinasien - Editörler Johan H. M. Strubbe, Österreichische Akademie der Wis, Nordrhein-Westfälische Akademie der Wissenschaften, 1997.

20-“Manisa şehri bilgi şöleni” - Celâl Bayar Üniversitesi. Kültür ve Spor Kulübü Derneği - Emek Matbaacılık ve Yayıncılık San. ve Tic. Ltd. Şti., 2006.

21-“TÜRKİYE'DEKİ TARİHSEL ADLAR: Türkiye'nin tarihsel coğrafyası ve tarihsel adları üzerine alfabetik düzende bir inceleme” adlı eser - Yazar: BİLGE UMAR.


Yazı Sınırlar Olmadan sitesindeki 3 Mayıs 2019 tarihli Yoğurtçu Kalesi mi Sosandra Manastırı mı? yazısından alınmıştır.

Comments


bottom of page