Cumhuriyet Çocuğu ve Çevre Dostu Bir Türk: Manisa Tarzanı
- Spil'in Çocukları

- 3 gün önce
- 12 dakikada okunur
Sosyal bir kişi olarak Manisa Tarzanı
Her bireye bir kimlik ve kişilik kazandırarak onu diğer canlılardan ayıran ve sosyal bir kişi niteliğini kazandıran, bireylerin içinde yaşadığı temel toplum grupları ya da kurumlan olan aile, eğitim, ekonomi, din, siyaset grup veya kurumlan ile boş zaman etkinliklerindeki etkileşim düzeyidir.2 Tarzan’ın kimlik ve kişiliği de, söz konusu sosyal birimlerdeki etkileşim düzeyine göre belirleneceğinden;3 onun aile, eğitim, ekonomi, din, siyaset kurumlarının özelliğinde ve boş zaman etkinliklerindeki etkileşim şekli ortaya konulmuştur.
Tarzan aile özelliği ile incelendiğinde; onun ailesiyle ilgili bilgi, sadece Yörük, Bedevi ailesinin olduğu, Tarzan’ın çok genç yaşta onlardan ayrıldığı, araya savaşlar girdiği, bu savaşlar sırasında Tarzan asker olduğundan, ailesi ile görüşmediğidir. Ayrıca kendisi de nişanlanmaktan öteye gidemediği için, bir aile kuramamıştır. Hayatını, güzel bulduğu kadınlara ya kır çiçeği vererek ya da kapılarının önüne çiçek buketi bırakarak geçirmiştir.4 Tarzan’ın hamile Melek Görgün’e “inşallah oğlan olur” dileğinde bulunması, kız olunca da “merak etme arkadan oğlan gelir” şeklindeki sözlerinden,5 ataerkil bir aile anlayışında olduğu anlaşılır.
Tarzan eğitici özelliği ile incelendiğinde; eski ve yeni Türkçeyi bilen Tarzan, sürekli gazete ve dergi satın almıştır. Ancak kendisine mektuplar gelmesine rağmen, ona ait bir mektuba rastlanmaması, Tarzan’ın eğitim düzeyinin en fazla okur seviyesinde olduğunu belirtir. Bununla birlikte Tarzan, zamanının iyi bir eğitimcisidir. Örneğin, 1930’lu yılların ortalarında Manisa’ya jeneratörle elektrik geldiğinde, elektrik kablolarıyla oynamak erkeklerde cesaret gösterisi haline dönüşmüş; bunun somut göstergesi ise "Ben erkek adamım, bana elektrik ne yapabilir ki? ” sözleriyle belirtilmiştir. Ancak elektik çarpması nedeniyle 10-15 kişinin hayatını kaybetmesi, bu konuda önlem alınmasını gerektirmiş; içinde Tarzan’ın da bulunduğu, ikna heyetleri oluşturulmuştur. Elektrik telleriyle sürekli oynadığı için hem kendisi, hem kent için tehlike oluşturan Ali’yi, Tarzan dışında hiç kimse ikna edememiştir. Tarzan da, Ali’yi ikna için Manisa’nın ilk elektrik mühendisi Habip’e götürmüştür. Habip Ali’ye düşük voltajlı elektrik kablosuna dokundurur. Bu kabloya dokunur dokunmaz yere düşen Ali, olayın ciddiyetini anlamış ve bir daha elektrikle oynamamıştır. Yine yol yapımı için, kent merkezindeki ağaçların sökülerek dikim için başka yere nakilleri sırasında Tarzan: “bu mevsimde sökülen ağaçların tutmayacağım ben de biliyorum, ama olsun, böyle yaparak ağaçları yaşatmak gerektiği konusunda eğitim görüyorlar" sözleri onun eğitimci olduğunun göstergesidir. Tarzan’ın eğitici yanını gösteren bir başka örnek ise, ağaçları budama zamanında Tarzan’a yardımcı işçiler verildiğinde; bu işçilerden bazısı, kuru dallarla birlikte yaş dalları da kesmişlerdir. Durumu fark eden Tarzan, hemen kesilmiş kuru dalları küme haline getirip yakacak yapmaları için işçilere dağıtırken, yaş dal kesenlerin kümelerine taş koyar. İşçiler ertesi günü Tarzan’a taş olayını sorduklarında, Tarzan: "yaş ağaç kesen sizlere bu ceza az bile" şeklinde cevap vermiştir.6 Buradan insanların sosyal ve fiziki çevrelerine zarar vermemesi için Tarzan’ın gösterdiği eğitim çabası, somut olarak ortaya çıkmaktadır.
Tarzan ekonomik özelliği ile incelendiğinde; onun ekonomik düzeyi ile eğitim düzeyinin aynı seviyede, hatta ekonomik düzeyinin eğitim düzeyinden daha alt seviyede olduğu anlaşılmıştır. Çünkü Tarzan, 1927 yılında bahçıvan olarak Manisa Belediyesi’nde işe alındığında, buradan sağladığı sınırlı gelirden zorunlu ihtiyacını karşıladıktan sonrasını yoksullara dağıtmaktadır. Ekonomik harcamada önemli yeri olan giyim, gıda ve kişisel bakım Tarzan için hiçbir zaman sorun oluşturmamıştır. Zaten kıyafet olarak, sadece şort giymekte, onu da terziler ücretsiz dikmektedir. Yemek ihtiyacını, mümkün olduğunca doğadan sağladıklarıyla gidermekte ya da Dede Lokantası’nca ücretsiz karşılanmaktadır. Esnaftan ücretsiz sağladığı sabunla da günde üç kez yıkanarak, vücut temizliğine özen gösteren Tarzan, çıplak vücudunu bitkilerden oluşturduğu özel yağ ile korumakta, saç ve sakalını düzenli taramakta, içki ve sigara gibi keyif verici maddeler kullanmadığından, harcaması da yok denilecek kadar az olmaktadır.7
Kısaca Tarzan, ağaçlardan yapılmış, oldukça sade donanımlı, basit bir yatak ve mum gibi zorunlu ihtiyaçlarını bulundurduğu bir kulübede, doğa ile öz deş halde yaşamaktadır. Böylece en ekonomik yaşantı şekliyle Tarzan, zamanın topluma tutumlu olmanın örneğini de sergilemiştir. Kısaca maddi servetten çok, insan ve ağaç sevgisi, alçak gönüllülük, çalışkanlık, dürüstlük gibi manevi değerleri öne çıkarmıştır.
Tarzan inanç özelliği ile incelendiğinde; dinin tapınma ile ilgili ritüellerini yerine getirmediği için, Manisa halkı arasında Tarzan’ın inançsız olduğu şeklinde bir kanı oluşsa da, onun konuşma ve davranışları, söz konusu ön yargıyı ortadan kaldırmaktadır. Örneğin, dağcılık kulübündeki arkadaşlarıyla konuşmasında Tarzan: “dağların zirvesinde Allah’a daha yakın olduğunu" söylerken, Anıtkabir'i ziyaretinde de, ellerini havaya kaldırarak dua etmiştir.8 Bu somut göstergeler onun inançlı, hatta Müslüman olduğunu belirtir. Toplumda belirli bir hareketi başlatabilmenin şartlarından birisi, toplumun değerleriyle inancını paylaşmaktır.9 Diğer yandan dinsiz toplumun kansız insana benzeyeceği, nasıl kansız insan olmaz ise, dinsiz toplumun da olmayacağı gerçeğini iyi bilen Tarzan,10 toplumun inancını paylaşmakta, sadece dinin şekil biçim şartlarına uymamaktadır.
Tarzan’ın boş zamanlarını değerlendirme şekli incelendiğinde; tutkulu bir sinema izleyicisi ve Türk Müziği dinleyicisi olan Tarzan’ın, boş zamanlarında ya Manisa’ya gelen bütün filmleri izlediği ya da Türk Müziği sanatçılarını dinlediği bilinir. Müziklerini dinlediği sanatçılara mutlaka kır çiçeklerinden oluşmuş buket verirken, beğenisini de “sesiniz çeşme suyu kadar güzel” sözleri ile belirtirken; Tarzan’ın inceliğine karşılık, başta Müzeyyen Senar, Safiye Ayla ve Münir Nurettin Selçuk gibi sanatçılar olmak üzere, pek çok sanatçı onunla ilgilenmiş, fotoğraf çektirmiştir.11 Toplumdaki birçok kişi gibi, sanatçıların da Tarzan’ı kulübesinde ziyaret etmek istemesi, onun sosyal bir kişi olduğunun göstergesidir.
Tarzan siyaset yanı ile incelendiğinde; onun vatandaş olarak devletle ya da Cumhuriyet rejimi ile ilişkilerini ve çevreyi yeşillendirmede izlediği tutumu açıklamak için, onun siyaset kurumu ile ilişkisini, iki genel kategoride ele almak gerekir. İki farklı açıklamanın birincisinde, Tarzan’ın devletle ilişkisi ortaya konurken; İkincisinde, onun çevre dostu niteliği açıklanmıştır.
Devletle, Cumhuriyet Rejimiyle İlişkilerinde Tarzan
Tarzan’ın devlet ya da kamusal alanla ilişkileri, hak ve sorumluklar merkezinde anlam kazanacağı için; dürüst ve sorumlu bir Türk Vatandaşı şeklindeki davranışı ile cumhuriyet ve Atatürk ilkelerini savunma düzeyi, onun devletle ilişkilerini ortaya koyar. Dolayısıyla söz konusu ilişki düzeyini belirleme açıklamaları, dürüst ve sorumlu bir Türk Vatandaşı ile Cumhuriyet çocuğu kriterlerine göre yapılmıştır.
Dürüst ve sorumlu bir T ürk Vatandaşı olarak Tarzan
Siyaset kişilerin genelde devlette anlamım bulan, kamusal alandaki kurum ya da gruplarla ilişkilerinde ortaya çıkar.12 Tarzan kamusal alanda bulunan kurum veya gruplarda resmi, mesafeli, kurala dayalı, ölçülü sosyal ilişkilerden önce; samimi, içten kişiler arası ilişkilerde bile, içe dönük bir kişilik yapısı sergilediği için, ne kişiler ne devletle yoğun etkileşime girmiştir.13 Ancak her tür ilişkisinde dürüst ve sorumlu bir vatandaş şeklinde davranmaya özen gösteren Tarzan, sadece bu iki temel niteliği ile kişiler arası ilişkilerini geliştirirken, devletle ilişkilerini de belirli düzeyde sürdürmüştür.
Örneğin, Tarzan arkadaşlarıyla Manisa Spil Dağı’na tırmanışlarında, arkadaşlarından bazısının yolda rastladıkları kirazları toplamak istediğinde, Tarzan “hepsi ilaçlı" diyerek onlara dokunmalarına nasıl engel olduğu yürüyüş grubundan Hüseyin Özbay tarafından anlatılırken; Çiftehan’daki dağa tırmanışları sırasında rastladıkları elmaların toplanmasını da aynı tutumla engellediği; hatta Bolkar Dağı’na tırmanışlarında buldukları kuzuyu da, yine Tarzan’ın ısrarlı tutumu nedeniyle sahibine geri verdikleri de Haydar Aksakal tarafından anlatılmıştır.14 Somut örneklerle kısaca belirttiğimiz Tarzan’ın genel ilişkilerindeki bu sorumlu ve dürüst tutumunun kamu ile ilişkilerine yansıması ise, seçim zamanında askıya çıkarılan seçmen listesindeki adını, listelerin askıya çıktığı ilk günlerde aramaya başlaması, oyunu mutlaka kullanması ve dört buçuk yıl askerlik yapması şeklindedir.
Cumhuriyet çocuğu olarak Tarzan
Tarzan’a Kerkük’e neden dönmediği sorulduğunda, tıpkı Atatürk gibi “Türk yönetimi olmayan yerde yaşayamayacağını" söylemiş ve "herkesi sevin " önerisinde bulunmuştur. Hatırlanacağı üzere Atatürk de Türkiye’de barış içinde yaşamayı ilke edindiğinden, doğum yerini dışarıda bırakan bir coğrafyayı vatan olarak benimsemişti. Atatürk’ün diğer ilkelerini de davranışlarına aynı şekilde yansıtan Tarzan, Cumhuriyet savunuculuğunun somut örneğini birçok olayla vermiştir. Örneğin, Konya’da Mevlana’yı ziyareti sırasında Tarzan’ın üzerinde elbise olmaması nedeniyle, görevli engel olmak istediğinde; Tarzan, görevliye hemen Mevlana’nın giriş kapısında bulunan "ne olursan ol, yine de gel..." dizesiyle başlayan sözlerini göstermiştir. Bunun üzerine davranışından utanan görevli, başını önüne eğerek Tarzan’ın Mevlana’yı ziyaret etmesine izin vermiştir.15 Kısaca Tarzan, kendisini Türk hissettiği gibi, evrensel ilkeleri benimseyip gerçek bir Türk Vatandaşı’nda bulunması gereken davranış örneğini de sergilemiştir.
Tarzan'ın Cumhuriyet çocuğu olduğunun başka göstergeleri ise, kulübesi önündeki direkte Türk Bayrağı’nı daima asılı tutması; Montrö Antlaşması’nı duyunca “bugün en sevinçli günümüz” diyerek, arkadaşı Hüseyin Özbay’ı kucaklaması; Atatürk öldüğünde, "babamız öldü" diye ağlaması ve bu tarihten itibaren sakal bırakmaya başlaması,16 onun Cumhuriyet çocuğu olduğunun somut bazı göstergeleridir.
Tarzan’ın Cumhuriyet çocuğu olduğunun başka göstergeleri de vardır. Örneğin, I. Dünya Savaşı sırasında Doğu Birliği’ne gönüllü katılması, müttefiklerin savaşı kaybetmesine çok üzülmesi; hatta Kerkük civarında İran’a ait bölgede yaşayan Şeyh Tahir kabilesinden Meral ile evlilik hazırlıkları yaparken, Mustafa Kemal’in Anadolu’da Milli Mücadele hareketini başlattığı haberini alınca, evlenme hazırlığından vazgeçip, Milli Mücadelede görev almak için yola çıkmasıdır.17 Ayrıca Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği başarı nedeniyle kırmızı şeritli madalya ile ödüllendirilen Tarzan’ın, bu madalyasından daima gururla söz etmiş olması, onun Türk Devleti’ne bağlılık düzeyini gösterir. Cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk’ün Manisa’ya ilk geldiği 1925 yılında, Tarzan’ın da Kurtuluş Savaşı’nda en çok zarar gören kentlerden biri olan Manisa’yı tercih etmesi ve Manisa’daki ağaçlandırma çalışması ile dağ yürüyüşlerini daima ekiple gerçekleştirmesi, acaba bir tesadüf mü, yoksa bilinçli bir seçim mi? Bu sorunun cevabı ayrı bir araştırmanın konusu ise de, şurası bir gerçektir ki; tıpkı Kurtuluş Savaşı’nın olumsuz şartları gibi, yangınla dörtte üçü tamamen verimsizleşmiş bir kenti ağaçla yeşillendirilme çalışmasını başlatan da Tarzan’dır. Kurtuluş Savaşı nasıl zor şartlarda kazanılmışsa, ülke ekolojisini zenginleştirecek yeşillendirme de zor şartlarda kazanılmalıydı. Neredeyse diktiği her fidanın hemen tutması, hükümetin ilk imar planını Manisa’da uygulamaya koyması gibi unsurlar Tarzan’ı oldukça umutlandırmış ve çalışmasını ara vermeden sürdürmüştür. Atatürk’ün "Başarmak için yürüyenler asla yorulmazlar " özdeyişine uygun olarak18 Tarzan da Bayram törenlerinin geçişlerinde ya da dağ yürüyüşlerinde, daima en önde olmuş; hatta yaşlılığında bile, en önde yürümekten vazgeçmemiştir.19 Ayrıca Tarzan’ın "hayatta yaratıcı olma gücünü dağlarda sezdiğini” söylemesi ve bu sözünü Türkiye’nin en büyük dağlarından Cilo Dağlan, Palandöken Dağı, Ağrı Dağı, Munzur Dağları, Erciyes Dağı ile Torosların zirvelerine çıkarak doğrulama kararlılığı kadar; bu dağların zirvesine çıktığında, eline Türk Bayrağı’nı alıp İstiklal Marşı’nı hem söylemiş, hem de söyletmiş olması da, onun Türklük ve Milliyetçiliğinin düzeyini gösterir. Örneğin, ekibiyle Ağrı Dağı zirvesine çıkan Tarzan, orada Alman dağcılarla karşılaştığında; İstiklal Marşı’nı onlarla birlikte söylemiştir.20 Bu ve benzer tür milliyetçi hareketleriyle Tarzan, Manisa bölge sporuna da hizmet etmiş kişi olarak anılır.21
Gazilerle birlikte resmi geçişe katılan ve onlara sık sık “sırayı bozmayın" önerisinde bulunan Tarzan’ın, bu sırada çok heyecanlı olduğunun da gözlenmiş olması, gerçek bir Kuvay-ı Milliyetçi olarak anılmasına yol açmıştır.22
Cumhuriyet çocuğu olarak Tarzan, Atatürk ya da İsmet İnönü’nün Manisa’ya her gelişlerinde daima onların yanında yer almış; Atatürk’ün ölümü sonrası Anıtkabir'i ziyaret etmiş, lahite Manisa’dan getirdiği kır çiçeklerini koymuş ve ellerini havaya kaldırarak dua etmiştir. Nihayet Sovyet Türkolog Anatoli Yaşar Aksoy’la sohbetinde, Tarzan’ın Türk Kültürü’ne katkısını, “siz Egeliler kültürünüzü aslında, İzmir 'de bir köşe yazarına, Bergama'da bir köy öğretmenine, Bodrumda bir turist rehberine, Manisa ’da bir bahçıvana borçlusunuz" sözleriyle somut şekilde belirtmiştir.23
Çevre dostu olarak Manisa Tarzanı
Çevre dostu bir Türk olarak kendisini Manisa’nın ağaçlandırılmasına adayan Tarzan, kişisel çabalarıyla gerçekleştirdiği ağaçlandırma çalışmasına, 1930’ların Manisa Belediye Başkanı Avni Gemicioğlu’nun ağaçlandırma için 1.478 lira ayırmasıyla hız vermiş; daha ilk yıl, beş binden fazla ağaç dikimini gerçekleştirmiştir. Devam eden yıllarda II. Dünya Savaşı’nın ortaya çıkması nedeniyle, Belediye ağaç dikimi için Tarzan’a maddi destek sağlamasa da o, ağaç dikme ve bakım sanatını öz veriyle icra etmiştir. 1950’li yılların Manisa Belediye Başkanı Mehmet Sarımsakçı’nın desteği ile Tarzan’ın önderliğinde ağaç dikim ve bakım çalışmaları tekrar hız kazanmış ve Manisa’ya park ve bahçe yapımı devam etmiştir. Bugünkü Muradiye Camisi’nin batısındaki park, o günlerde oluşturulmuştur.24
Ağaç dikiminin çok kolay, bakımının ise çok zor olduğunu iyi bilen ve bunu dostlarına söyleyen Tarzan; onları ancak çocuk gibi sevmekle bakımlarının mümkün olacağına inanmakta ve insanların bırakacağı en önemli mirasın, iyi bakılırsa 500 yıl yaşayan ağaç olduğunu belirtmiştir.25 Tarzan’ın ağaç sevgisini bilen Dağcılık Federasyonu Başkanı Asım Kurt, Tarzan’dan Ankara’yı da yeşillendirmesini istediğinde, Tarzan: “Manisa’da binlerce evladım var, onlardan ayrılamam" diyerek; sadece dikim değil, bakımın da önemli olduğunu vurgulamış ve bu söylediklerini ağaç dikim ve bakımı için yerel bütün imkanları kullanarak göstermiştir. Örneğin, sulamayı, Belediye İtfaiyesi’nin aracına mazot koyarak yaparken; dikim ve bakımı, mahkumlardan yararlanarak gerçekleştirmiştir.26
Kısaca Manisa’nın ağaç ve yeşilliği ile özdeşleşen Tarzan, Türkiye’deki dağların zirvelerine tırmanmayı tamamlayıp Manisa’ya döndüğünde, kesilmiş ağaçları görünce; “yokluğumdan yararlanıp ulu çamları kesmişler, evlatlarını kaybetmiş baba gibiyim, göğsüme hançer saplanıyor, dayanamıyorum ” diyerek ağlamış ve kalp spazmı geçirerek hastaneye kaldırılmıştır. Dağların zirvelerine tırmanırken de zaman zaman baygınlık geçiren, ancak doktor önerisini sürekli kabul etmeyen Tarzan’ın durumu bu kez ciddidir. Buna rağmen Tarzan, bahçesi ağaçlık, yeşillik olan Manisa Moris Şinasi Hastanesi’ne yatmaya güçlükle ikna edilmiştir. Aşırı efor nedeniyle kalp büyümesine bağlı yetmezlik teşhisi konulan Tarzan’a, kendisini daha az yorması önerilse de, o tam iyileşmeden hastaneden çıktığı gibi; kent merkezindeki park içerisine hazırlanmış yeni kulübesi yerine, Spil Dağı eteklerindeki ilk kulübesine yerleşerek, işine kaldığı yerden devam etmiştir. Tekrar rahatsızlanması nedeniyle hastaneye kaldırılması gerektiğinde, Tarzan: "pil bitti" diyerek gitmek istememiştir. Sağlık şartları bakımından hastaneye kaldırıldığında, 31 Mayıs 1963 günü vefat etmiştir.27 Kısaca Tarzan hastalandığında. Atatürk gibi ölüme meydan okurcasına, sarı zeybek oynamamıştır; ama tıpkı onun gibi daha yapacak çok işi olduğuna inanmış, son anına kadar hastalığını kabul etmemiş, kenti ağaçlandırma ve yeşillendirmeye devam etmiştir.
Manisa kadar, Türk Toplumuna, hatta insanlığa mal olmuş kişi olarak, Tarzan’ın cenazesi devlet töreniyle kaldırılmış; Belediye Başkanlığı ile Valilik görevlerini birlikte yürüten, ağaç kesimi nedeniyle Tarzan ile karşı karşıya gelen Niyazi Araz, mezarı başında, onun kişilik ve çevre çalışmalarını övücü bir konuşma yapmıştır. Bu tarihten itibaren Tarzan, belleklerde bıraktığı iz ile Manisalıların anılarında ve kalplerinde yaşamaya devam etmiştir. Örneğin, Tarzan’ın “evliya", "şıh” ya da “oğlan doğumu yaptıran kişi” olduğu söylentileri, daha onun sağlığında kulaktan kulağa yayılmış; onunla resim çektirmenin uğur getireceğine inanan başta sanatçılar, siyasetçiler, üst yöneticiler olmak üzere birçok kişi, Tarzan’la birlikte resim çektirmiştir.28 Günümüzde ise 1950, hatta 1960’lı yılları hatırlayan her Manisalının Tarzan ile ilgili anlatacağı bir anı mutlaka vardır.
Manisa’nın yeşillik ile parklara kavuşmasında, Tarzan’ın olağanüstü çabası ve katkısı vardır. Onun zamanında oluşturulan park bahçelerin günümüze kadar gelmesi, daha o zamanlarda bunların etrafı çevrilerek koruma altına alınmasıdır. Örneğin, bugünkü Fatih Parkı, Tarzan zamanında Çamlık Parkı olarak oluşturulmuş; etrafı çevrilerek koruma altına alınmasıyla da günümüze kadar gelmiştir.29
Anlaşılacağı gibi Tarzan, Türk halk kahramanlarından Köroğlu’nun dürüstlüğü ve mertliğini, Yunus Emre ve Mevlana’nın alçak gönüllüğü ile hoşgörüsünü kişilik potasında eritmeyi başarmış bir halk insanıdır. Bu nedenle Tarzan, Manisa ve Türk Halkı’na mal olmuş, kent merkezine heykelleri yapılmış,30 yaşamı filme çekilmiş31 ve unutulmayan efsanelerden sayılmıştır.32 Tarzan’ın önemli bir yanı da, Atatürk ilkelerine sahip çıkmadaki kararlığı ile Cumhuriyet çocuğu olduğunu göstermesidir.
Günümüzde Tarzan, Manisa kenti ve halkıyla özdeşmiş, başta sportif etkinlikler olmak üzere, tüm etkinlikler onun adıyla anılır olmuş; hatta ağaçlarla parkların dışında, eğitim kurumlan da onun adını almış, sporculara onun adıyla hitap edilmiş33 ve Manisa dışındaki Manisalılar kimliklerini onunla bulmuşturlar. Örneğin, Amerika’da ki Tarzan, Kemer’de ki Tarzan, Ege Üniversiteli Tarzanlar gibi.34 Sonuç olarak, ülkemiz ve dünya insanının dikkatini Atatürk ilkeleri ile sürdürülebilir kalkınma ve çevre merkezli bir teknolojiye çekmek35 ya da doğayı tüketmeden kullanmak36 istiyorsak yapılacak iş, Tarzan değerleriyle yeşil bir çevre anlayışını veya yeşil saygısının evrensel kurallarını bireylere benimsetmektir. Bunu kişilere kazandırmanın kısa, pratik yolu, ulusal ve uluslar arası çevre günlerinde insan, çevre, toplum üçgeninde Tarzan’ı da anmak; onu topluma tanıtmak ve halka, onun gözüyle dünyaya bakma bilinci kazandırmaktır.
KAYNAKÇA
AKSAKAL, Bedriye (1993), Yeşilin Atası Manisa Tarzanı, Manisa; Emek Matbaacılık.
ATATÜRK, Kemal (1997), Nutuk, Bugünkü dille yayma hazırlayan: Z. Korkmaz, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara.
AVAN, Hakkı (2001), “Sevgi Adamı” Manisa Mektupları, Manisa: CBÜ Yüksek Öğrenim Vakfı Yayını, 163-165. AYÇAN, Nihat (2002), Sağlık Sosyolojisi, Manisa CBÜ Yüksek Öğrenim Vakfı Yayını, Manisa.
ÇAM, Dilara (Hazırlayan) (2004), “Ege’nin Cesur Yürekleri”, http://wwwyeniasir.com.tr/a/dizi/ege/ ege04.htm
DAYIOĞLU, Ertuğrul (1982), “Manisa Tarzanı (Ahmet Bedevi)”, Manisa, 1 (2): 32-39. “Gerçek Bir Kuvay-ı Milliyetçi Manisa Tarzanı”. Yeni Asır, 08.09.1989.
G1DDENS, Antony (2003), Sosyoloji, Yayına Hazırlayanlar: H. Özel - C. Güzel, Ayraç Yayınları, Ankara. “Günün Filmleri”, Milliyet, 01.03.2000.
GÖKÇE, Birsen (1996), Türkiye’nin Toplumsal Yapısı ve Toplumsal K urumlar, Savaş Yayınevi, Ankara.
GÜVENÇ, Bozkurt (1977). Türk Kimliği. Remzi Kitabevi, İstanbul.
KALELİOĞLU, Uğur - ÖZKAN, Noyan (2000), Türkiye’nin Taraf Olduğu Uluslararası Çevre Sözleşmeleri, İzmir Barosu Yayınlan.
KARAÖZ, Sadık (Hazırlayan) (1977), Manisa Belediyesi (Tarihçe, Belediye Başkanları, Çalışmaları), Manisa: Emek Matbaası.
KIŞLALIOĞLU, Mine - BERKES, Fikret (1995), Çevre ve Ekoloji, Remzi Kitabevi, İstanbul.
“Manisa Bölge Sporunda 50 Yıl”, (1998) Cumhuriyetin 75. Yılında Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Yönleriyle Manisa, TC. Manisa Valiliği.
“Manisa Vestel Spor Taraftar Hattı”, Yeni Asır, 12.02.2002.
“Manisa Tarzanı”, http://www.manisa.iwarp.com/tarzan.htm
“Manisa Tarzanı”, http://www.manisalife.com/manisa/manisa.htm
“Manisa Tarzanı”, http://www.mgk.2001.8k.com/tarzan.htm
“Manisa Tarzanı”, http://www.sozluk.sourtime.org
“Manisa Tarzanı Ahmet Carlak,”, http://www.manisa.saglik.gov.tr/kultur.htm
ÖZBAYIR, M. Hakkı, (2000), “2 Metrelik Tarzan”, Hürriyet Ege, 23.02.2000.
ÖZKALP, Enver - KIREL, Çiğdem (2001), Örgütsel Davranış, Anadolu Üniversitesi Eğitim, Sağlık ve Bilimsel Araştırma Çalışmaları Vakfı Yayını Eskişehir. “87 Yıllık Film Şeridi”, Yeni Şafak, 17.11.2001.
TOPAN, Mehmet (1979), “Manisa Tarzanı”, Manisa’nın Sesi Mesir, 1(1): 42.
"Unutulmayan Efsaneler”, http://www.sporgazetesi.com/dagcilik/unut. html
VERGİN, Nur (2003), Siyasetin Sosyolojisi, Bağlam Yayınları, İstanbul.
YEĞİNOBAL1, Nihal (2000), “Manisa Tarzanı”, Manisa 2000, TC Manisa Vilayeti Yayını, 173-175.
NOTLAR
1) Avan, Hakkı (2001), "Sevgi Adamı" Manisa Mektupları, Manisa: CBÜ Yüksek Öğrenim Vakfı Yayını, 163; Dayıoğlu, Ertuğrul (1982), “Manisa Tarzanı (Ahmet Bedevi)”, Manisa, 1 (2): 32; Aksakal, Bedriye (1993), Yeşilin Atası Manisa Tarzanı, Manisa: Emek Matbaacılık 21; Topan, Mehmet (1979), “Manisa Tarzanı”, Manisa’nın Sesi Mesir, 1 (1): 42; Çam, Dilara (Hazırlayan) (2004), “Ege’nin Cesur Yürekleri”, http://www.yeniasir.com.tr/a/dizi/ ege/ege04.htm
2) Giddens, Antony (2000), Sosyoloji, Yayına Hazırlayanlar: H.Özel-C.Giizel, Ayraç Yayınları, Ankara, 25; Özkalp, Enver - Kırel, Çiğdem (2001), Örgütsel Davranış, Anadolu Üniversitesi Eğitim, Sağlık ve Bilimsel Araştırma Çalışmaları Vakfı Yayını Eskişehir, 84; Ayçan, Nihat
(2002), Sağlık Sosyolojisi, Manisa CBÜ Yüksek Öğrenim Vakfı Yayını, Manisa, 205.
3) Gökçe, Birsen (1996), Türkiye’nin Toplumsal Yapısı ve Toplumsal Kurumlar. Savaş Yayınevi, Ankara, 271; GÜVENÇ. Bozkurt (1977). T ürk Kimliği, Remzi Kitabevi, İstanbul, 5.
4) Özbayır, M.Hakkı., (2000), “2 Metrelik Tarzan”, Hürriyet Ege, 23.02.2000
5) Aksakal, a. g. e., S. 66; Dayıoğlu, a. g. e., S. 39.
6) Aksakal, a. g. e., S. 21.
7) Aksakal, a. g. e., s. 16: Avan, s. 164; Dayıoğlu. a. g. e., s. 35; Topan, a. g. e., s. 42.
8) Aksakal, a. g. e., s. 80.
9) Özkalp-Kırel, a. g. e., s. 120; Gökçe, 10.
10) Aycan, a. g. e., s. 208.
11) Aksakal, a. g. e., s. 71.
12) Vergin, Nur (2003) Siyasetin Sosyolojisi, Bağlam Yayınları, İstanbul, s. 10.
13) Avan, a. g. e., s. 164.
14) Aksakal, a. g. e., s. 49.
15) Aksakal, a. g. e., s. 104.
16) Aksakal, a. g. e., s. 48; Yeğinobalı, Nihal (2000), "Manisa Tarzanı", Manisa 2000, TC. Manisa Vilayeti Yayını, s. 175.
17) Aksakal, a. g. e., s. 35; Avan, a. g. e., s. 163; Dayıoğlu, 33.
18) Atatürk, Kemal (1997), Nutuk, Bugünkü dille yayına hazırlayan: Z. Korkmaz, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, s. 10.
19) Aksakal, a. g. e., s. 108; Avan, a. g. e., s. 165.
20) Aksakal, a. g. e., s. 142.
21) Manisa Bölge Sporunda 50 Yıl, (1988) Cumhuriyetin 75. Yılında Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Yönleriyle Manisa, TC Manisa Valiliği.
22) Gerçek Bir Kuvay-ı Milliyetçi Manisa Tarzanı, Yeni Asır, 08. 09. 1989.
23) Aksakal, a. g. e., s. 23.
24) Avan, a. g. e., s. 165; Karaöz, Sadık (Hazırlayan) (1977), Manisa Belediyesi (Tarihçe, Belediye Başkanları, Çalışmaları), Manisa: Emek Matbaası, s. 63.
25) Aksakal, a. g. e., s. 85.
26) Aksakal, a. g. e., s. 33.
27) Aksakal, a. g. e., s. 167; Avan, a. g. e., s. 165.
28) Aksakal, a. g. e., s. 54.
29) Karaöz, a. g. e., s. 65.
30) Aksakal, a. g. e., s. 146; Özbayır, a. g. e., “2 Metrelik Tarzan”, Hürriyet Ege, 23.02.2000.
31) Günün Filmleri, Milliyet, 01.03.2000.; 87 Yıllık Film Şeridi, Yeni Şafak ,17.11.2001.
32) Unutulmayan Efsaneler, http://www,sporgazetesi.com/ dagcilik/unut.html.
33) “Manisa Vestel Spor Taraftar Hattı”, Yeni Asır, 12.0 2 .2 0 0 2 .
34) Manisa Tarzanı, http://www.manisa.iwarp.com/tarzan.htm;
Manisa Tarzanı, http://www.manisalife.com/manisa/manisa.htm;
ManisaTarzanı, http://www.mgk.2001.8k.com/tarzan.htm;
Manisa Tarzanı http:// sözlük, sourtime.org;
Manisa Tarzanı Ahmet Carlak, http://www.manisa.saglik.gov. tr/kultur. htm.
35) Kalelioğlu, Uğur - Özkan, Noyan (2000), Türkiye’nin Taraf Olduğu Uluslararası Çevre Sözleşmeleri, İzmir Barosu Yayınları.
36) Kışlalıoğlu, Mine - Berkes, Fikret (1995), Çevre ve Ekoloji, Remzi Kitabevi, İstanbul, s. 215.
Yazı Celal Bayar Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nihat AYCAN'ın 2005 yılında yazdığı Cumhuriyet Çocuğu ve Çevre Dostu Bir Türk: Manisa Tarzanı makalesinden alınmıştır.


Yorumlar