top of page

Bir Eşik Kent: Manisa

  • Yazarın fotoğrafı: Spil'in Çocukları
    Spil'in Çocukları
  • 4 gün önce
  • 3 dakikada okunur

Mesir Macunu Festivali'nde Eskiçağ Tarihi Profesörü Ali Güveloğlu, konuşmasının bir yerinde şöyle demişti: "Manisa'nın şehzadeler kenti olması tesadüf değildir. Tarih boyunca Doğu ile Batı'nın sınırında yer almıştır." Sonra cümlelerini katman katman açtı.


“Hititler Manisa'ya kadar gelmişti. Lidya burada kurulmuştu. Persler Kral Yolu'nu Sardes'e kadar uzatmış, ardından kenti ele geçirmişti. İyonyalılar Sardes’e kadar gelmişti. Bu uygarlıklar gelirken de kültürünü getirmişti. Manisa hem denizin hem karanın sınırıydı. Hem Anadolu'ydu hem Ege. Üç boyutlu fiziki haritamız olsa, Himalayalar'dan bir bilye bıraksak aka aka aka Manisa'ya gelir; gelirken de kültürünü getirir." Ve ekledi: “Bilgi denizden de gelse karadan da gelse geleceği son yer Manisa’dır. Manisa bir eşiktir, sınırdır. Biz böyle anlatırız.”


Bu yorumu haftalarca zihnimde döndürdüm. Nihayet bir sabah zihnimdeki vida yerine oturdu: Evet Manisa bir sınırdı, bir eşikti, bu onu eşsiz yapıyordu. O yüzden Âmâk-ı Hayal Manisa’da geçiyordu. 

Manisa Tımarhanesi, SALT Araştırma, Ülgen Ailesi Arşivi
Manisa Tımarhanesi, SALT Araştırma, Ülgen Ailesi Arşivi

Filibeli Ahmet Hilmi’nin Âmâk-ı Hayal’ini çok değil birkaç sene önce okumuştum. Bilen bilir edebiyatımızın Doğu ve Batı felsefesi, mitoloji, dinler tarihini içeren ilk felsefi ve gerçeküstü romanıdır. Raci kent soylu, iyi eğitimli, varoluş sorunları yaşayan bir genç adamdır. Bir gün bir mezarlıkta derbeder görünümlü Aynalı Baba’yla tanışır. Sohbet ederler, Aynalı Baba ona bir kahve ikram eder. Bazı kaynaklarda macun olarak da geçen bu ikramdan sonra Raci'nin yolculuğu başlar. Bazen Buda'nın karşısına çıkar, bazen yıldızlar arasında dolaşır. Bazen kendi şüpheleriyle savaşır, bazen hakikatin peşinden koşar. Roman boyunca okur da onunla birlikte yürür. Rüya mı görmektedir, yoksa gerçekten başka âlemlere mi geçmiştir? Delirmekte midir, yoksa hakikate mi yaklaşmaktadır? Kesin bir cevap yoktur.


Bir gün Aynalı Baba ortadan kaybolur. Raci'nin zihni çözülmeye başlar. Ve romanın ikinci yarısında kendimizi Manisa'da buluruz. Manisa Tımarhanesi’nde. Sarı Bina’da. Manisa Darüşşifası’nda. Hacı Hasan'ın Akıl Hastanesi’nde. Manisa, hakikat arayışının sınır mekanıdır. Raci’nin yolu psikolojik sorunlarıyla mücadele edemediği için ruh ve sinir hastalıkları hastanesine düşmüştür. Aynalı Baba’nın da oraya gelmesiyle hayal alemi yeniden görünür. 


Filibeli Ahmet Hilmi, İstanbul’da yaşayan, muhalif çizgisi nedeniyle sürgünler gören; ama yolu bildiğimiz kadarıyla hiç Manisa’ya düşmemiş bir yazardı. Filibeli Ahmet Hilmi’nin eşikteki Raci karakterini Manisa’ya getirmesi tesadüf olamaz. Kitap boyunca bir düz yazı, bir şiir okuruz, hayal aleminde mi gerçek hayatta mı diye düşünürüz, maneviyatla maddiyat arasında delilikle velilik arasında dolaşırız. Kitap bizi Türkçenin lezzetli, kıvrımlı yollarında gezdirir.


Üstelik romandaki Manisa, romantik bir şehir değildir. Aksine epeyce serttir. Eserde tımarhaneden söz edilirken "müthiş bir sefalethane" ifadesi kullanılır. Kirli yataklardan, kötü yemeklerden, hastalara uygulanan şiddetten bahsedilir.

Hacı Hasan'ın Akıl Hastanesi
Hacı Hasan'ın Akıl Hastanesi

Bedriye Aksakal'ın çalışmalarında aktardığı bilgilere göre, romanın yazılmasından kısa süre önce Manisa Tımarhanesi'nde şiddet uygulamalarıyla ün salmış bir gardiyan görev yapıyordu. Öyle ki kurum bir dönem halk arasında onun adıyla anılır olmuştu: Hacı Hasan'ın Akıl Hastanesi.


Yani Raci yalnızca İstanbul'dan Manisa'ya gelmez. Varlıktan yoksulluğa geçer. Akıldan deliliğe yaklaşır. Bildik dünyadan bilinmeyene yürür. 


Kitabı yeniden açıp bu gözle okumaya başladığımda gördüm ki Manisa romanda yalnızca bir mekân değildir, Raci'nin dönüşümünü mümkün kılan sessiz bir karakterdir.


Manisa, yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin, inançların ve kültürlerin birbirine değdiği bir geçiş coğrafyasıdır. Ne Batı ne Doğu değil, hem Batı hem Doğu’dur. Yılki atı gibi hem sahipli hem bağımsız. Yusuf Atılgan gibi, hem kentli hem köylü. Hem dağlı hem ovalı. Hem saraylı hem taşralı. 


Belki de hakikat, tam olarak sınırdadır. 


Kaynaklar: 

Âmâk-ı Hayal, Filibeli Ahmet Hilmi, Mehmet Kanar çevirisi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

486. Uluslararası Mesir Macunu Festivali, Prof. Dr. Ali Güveloğlu’nun 25 Nisan 2026 tarihli konuşması

Bedriye Aksakal’ın 28 Şubat 2023 tarihli “Hacı Hasan” Facebook gönderisi 


Yazı Manisa Büyükşehir Belediyesi Niobe dergisi için yazılmıştır.


Yazı Utku Yılmaz'ın 21 Mayıs 2026 tarihinden utkuyilmaz.net'te yayınlanan Bir Eşik Kent: Manisa yazısından alınmıştır.


Yorumlar


bottom of page