top of page

Â'mâk-ı Hayal'de Manisa Tımarhanesi

  • Yazarın fotoğrafı: Spil'in Çocukları
    Spil'in Çocukları
  • 21 Haz
  • 1 dakikada okunur

Filibeli Ahmet Hilmi'nin ilk kez 1910 yılında yayınlanan Â'mâk-ı Hayal kitabı Türkçe edebiyatın Doğu ve Batı felsefesi, mitoloji, dinler tarihini içeren ilk felsefi ve gerçeküstü romanıdır.

Romanın merkezinde Raci adlı genç bir adam vardır. Batılı fikirlerden, materyalizmden ve hayatın anlamsızlığından etkilenmiş bir bunalım içindedir. Bir gün mezarlıkta yaşayan gizemli derviş Aynalı Baba ile tanışır. Aynalı Baba’nın anlattığı hikâyeler ve rüya benzeri yolculuklar sayesinde Raci farklı düşünce dünyalarını, insanın nefsini, evrenin anlamını, gerçeklik ile hayal arasındaki sınırı sorgulamaya başlar.

Roman ilerledikçe okur şundan emin olamaz: Raci hakikate mi yaklaşıyor, yoksa deliliğe mi sürükleniyor?

Özellikle Manisa Tımarhanesi çevresinde geçen bölümlerle birlikte eser, akıl–delilik, madde–mana ve gerçek–hayal arasındaki sınırları bulanıklaştırır.


"Raci'deki sinirli hâller tehlikeli delilere benzediği için tımarhaneye nakledilmişti. Birkaç gün zarfında heyheyleri geçmiş olduğundan orta dereceli ve en hafif delilerle beraber bir avluya bırakıldı. Bu avlunun ortasında bir havuz vardı. Deliler uluorta bu havuzda yıkanır ve avluda çok kere çıplak dolaşırlardı.

Bu hâllerin yaşandığı tarihte Manisa Tımarhanesi cidden müthiş bir sefalethaneydi. Hastaları yatırdıkları yataklar hiçbir yerde benzeri görülmeyecek kadar murdar, verilen yemekler kötüydü. Bununla beraber avlu önündeki demir parmaklıklara gelen seyirciler tarafından hastalara sadaka niyetine öteberi verilirdi. Böylelikle iyi ve kötüyü farktan âciz olan deliler içinde yenmeyecek şeyleri yiyenler olurdu.

Hastanede havuzdan başka hiçbir bilimsel tedavi yöntemi yoktu. Hâlâ delilere pösteki saydırılıyor ve heyheylilerine Allah rızası için sopa atılıyordu. İşte Raci'yi kader böyle bir tımarhaneye sevk etmişti.

Bu tımarhaneye girmek pek kolaydı. Güllabilere göre tımarhaneye her getirilen deliydi. Lakin akıllılar için bu adamlarca hiçbir ölçüt olmadığından tımarhaneden çıkmak pek müşküldü. Hele buraya girenleri arayan olmazsa..."



Filibeli Ahmet Hİlmi, Âmâk-ı Hayal, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, sayfa 101

Yorumlar


bottom of page