top of page
  • Yazarın fotoğrafıSpil'in Çocukları

Ölümü Atatürk'ü Ağlatan Manisa Milletvekili

Ölümü Mustafa Kemal'i ağlatan öğretmen: Mustafa Necati Bey

Falih Rıfkı, Çankaya'ya geldiğinde Mustafa Kemal'in keyifli olduğunu gördü. Tarih 1 Ocak 1929'du ve Cumhurbaşkanı Millet Mektepleri o gün faaliyete başladığı için mutluydu. Yeni alfabenin yaygınlaştırılması için kurulan Millet Mektepleriyle, memleketin yüzlerce yıldır çok düşük kalan okur yazarlık oranının süratle artırılması hedefleniyordu. Böylece tebaadan yurttaşa dönüşümün ilk adımlarından biri atılmış, cehalet denen azılı düşmana çok sert bir darbe vurulmuş olacaktı.

Bu dev girişimin mimarını hatırladığında Falih Rıfkı, içinin yandığını hissetti. Millet Mektepleri projesi genç Cumhuriyet'in henüz 35 yaşındaki Milli Eğitim Bakanı'nın, çok sevgili arkadaşı Mustafa Necati'nin eseriydi. Ve o cevval, o becerikli, o yiğit arkadaşı az önce vefat etmişti.


"Ben Necati'nin öldüğünde Mustafa Kemal'e nasıl söyleyeceğim?" Mustafa Kemal konuşurken Falih Rıfkı bunu düşünüyordu. Genç bakanın beklenmedik ölümünün Gazi'yi çok üzeceğinin farkındaydı.

Çankaya'nın daimi konuklarından biri olan Mustafa Necati, Cumhurbaşkanı'nın sevdiği ve inandığı insanlardan biriydi. Genç yaşında başardığı işler dikkatinden kaçmamış, ona art arda önemli sorumluluklar vermişti. Milletvekilliği, İstiklal Mahkemesi başkanlığı, Mübadele, İmar ve İskan Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı. Hepsi arkadaşının üstlendiği önemli makamlardı. Falih Rıfkı, Mustafa Necati'nin kendisine verilen tüm bu görevleri layıkıyla yaptığını düşünerek gururlandı. Arkadaşı, Gazi'yi ve ona inananları asla utandırmamıştı. Yaptığı her işte iyi, yaptığı her işte başarılarıydı.

En pırıltılı başarılarınıysa son üç yıldır üstlendiği Milli Eğitim Bakanlığı görevinde üstlenmişti. Harf Devriminden Tevhidi Tedrisat Kanununa kadar genç Cumhuriyetin eğitim alanındaki tüm devrimlerinde Mustafa Necati'nin etkili bir rolü olmuştu. Arkadaşı hukuk fakültesi mezunuydu; genç yaşından itibaren öğretmenlik de yapmıştı ve öğretmenlere büyük değer veriyordu. Ona göre eğitimin temelinde öğretmen vardı. "Eğitim hizmetinde aslolan öğretmenliktir." maddesiyle bunu Milli Eğitim Teşkılat Yasasına da yazdırmış, öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesi, öğretmenlik mesleğinin toplumda saygın bir yer edinmesi için uğraşmıştır. Onun dönemi öğretmenliğin altın çağıydı. Anadolu'nun en ücra köyündeki bir öğretmen bile bakanlığa bir problemini ilettiğinde, karşısında doğrudan Milli Eğitim Bakanını buluyor, Mustafa Necati, öğretmenlerinin en küçük sorununu bile işi bizzat ele alarak çözmeye uğraşıyordu. Öğretmenler tarafından çok sevilen bir Milli Eğitim Bakanı'ydı. Milllet Mektepleri işte bu sevilen bakanın son projesiydi. Bu projenin Mustafa Necati'yi ne kadar heyecanlandırdığını hatırlayan Falih Rıfkı, hüzünlendi.


Arkadaşı memleketin her yanını bir okula çevirecek projenin yönetmeliği bizzat kaleme almış, o yönetmeliğin 4. maddesinde Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal'i "Millet Mekteplerinin baş öğretmeni" olarak belirlemişti. Okur yazarlık oranının yükselmesiyle vatandaşların cehalet batağından kurtulmaya başlayacağına yürekten inanıyordu. Kendisi de tüm topluma örnek olmak için Millet Mektepleri'nin ilk öğrencisi olarak derslere katılacaktı.

"Senin neyin var çocuk?" bu soruyu duyunca içine daldığı hatıralardan sıyrılan Falih Rıfkı, Mustafa Kemal'in meraklı bakışlarla kendisine baktığını gördü. Cumhurbaşkanı konuşmaya ara verip onu izlemeye ne zaman ara verip onu izlemeye başlamıştı, bilmiyordu. Düşüncelere dalmış, Gazi'nin huzurunda olduğunu unutmuştu.

Falih Rıfkı, Gazi'nin sorusuna bir müddet cevap veremedi. En sonunda bu kadar kötü bir haberi vermenin kolay bir yolu olmadığına kanaat getirip doğrudan söyledi:

"Mustafa Necati Bey'i kaybettik."

Mustafa Kemal'in önce gözleri şaşkınlıkla açıldı, sonra ağzından tek bir kelime döküldü:

"Nasıl?"

"Dün apandisti patlamış, doktorlar müdahale ettiler; ancak yeterli olmadı. Arkadaşımız ne yazık ki bu sabah hayatını kaybetti."

Falih Rıfkı bundan sonra yaşananları ilerde Çankaya kitabında şöyle anlatacaktı:

"Atatürk'ün ilk defa hıçkırıklarla ağladığını bu ölüm akşamı görmüştüm. "Ne evlattı o..." diye hayıflanıyordu. Yüzbinlerin ölümüne göz kırpmadan bakan, ateşte dövülmüş ve kanda soğumuş bu irade, bir ana kalbi kadar yumuşamıştı."


Cumhuriyet Devriminin en donanımlı, en yürekli, en samimi önderlerinden biri olan, öğretmenlik mesleğinin itibar kazanması için onu Milli Eğitimin temeline koyan, cehaletle verilen amansız savaşta büyük katkılar sağlayan Mustafa Necati Bey'in kısa ömrü böylece son buldu.






Kaynaklar:




Comentários


bottom of page