top of page
  • Yazarın fotoğrafıSpil'in Çocukları

Şahin Kayası ve Kalesi – Kayacık Köyü

Şahin Kayası, Manisa İli’ne bağlı Gördes İlçesi’nin güneybatısında, Kayacık Beldesi’nin yaklaşık 4 km. batısında, etkileyici özelliğinden dolayı dikkat çeken büyük bir kaya kütlesidir. Akhisar ile Gördes ilçe sınırlarının kesişme noktası yakınında yer alan tepe halk arasında, Şahin Kaya, Şahan Kaya, Şahan Kayası, Şahin Kayası gibi farklı isimlerle anılmaktadır. Yöre halkının pek çok masal ve söylenceye konu ettiği bu tepeyi bilimsel açıdan önemli kılan husus üzerindeki arkeolojik kalıntılardır. Buradaki kalıntılar, yamaç arazilerinden yaklaşık 300 m., ovadan yaklaşık olarak 500 metre yüksekliğindeki çift konili Şahin Kayası tepesinin iki konisi arasındaki düz alanda ve konilerin çevresinde yer almaktadır. Tepenin kuzey zirvesi, deniz seviyesinden 974 m., güney zirvesi ise 960 m. yüksekliktedir. Yerleşime ulaşmak için kayalar oyularak yapılan ya da taşlarla düzenlenen çok basamaklı merdiven, yerleşimin ne kadar sarp bir araziye inşa edildiğini göstermektedir. Ancak bu sarp arazi, böylesine yerleşim için ideal savunma özelliğini oluşturmaktadır. Günümüzde sur duvarları başta olmak üzere kuleler, bina temelleri, sarnıçlar başlıca kalıntılardır. Tepenin topoğrafik yapısı ve kalıntıların değerlendirilmesi burasının bir “kale” olarak nitelendirilmesine olanak sağlamaktadır. Yüzeydeki kalıntıların bir kısmı Orta Bizans dönemine ait olmasına karşın daha az miktardaki mimari eleman Pers kültürünün ve Hellenistik dönemin izlerini de taşımaktadır. Dolayısıyla, mevcut bilgilere dayanarak tepenin en azından M.Ö. VI. yüzyıldan başlayarak iskan edildiği ve önemli bir Pers yerleşimi olduğu kesin olarak söylenebilir. Şahin Kayası’nda biri kısmen, diğeri ise neredeyse tamamen tahrip edilmiş durumdaki iki ateş sunağı Pers kültürüyle ilişkili başlıca iki kanıttır. Pers kültürünün yöredeki izlerine ilişkin diğer bilgiler, Lalapeder’deki (Kayacık Tepesi, Kayabaşı Tepesi) kalıntılar, Kayacık’da bulunduğu belirtilen ve Manisa Müzesi’nde korunmakta olan, üzerinde ‘Tissaphernes’ yazılı bir sapan taşı ile Gökçeler Köyü yakınlarında bulunan zengin mezar buluntularına dayanmaktadır.


Uzun süre iskan edildiği anlaşılan kale ve çevresindeki kalıntılar hakkında en önemli sorun ait olduğu dönemlerdeki ismidir. Daha öncesindeki dönemlerde hangi ad(lar?)la anıldığı konusu tartışılmakla birlikte Pers döneminde yerleşimin Maibozanoi adıyla anılmış olabileceği öne sürülmüştür. Özkan’ın aktardığına göre, bu isim Ephesos’da bulunan ve Roma İmparatorluk devri yerleşim adlarını kaydeden bir yazıtta geçmektedir. Ayrıca, yakınlardaki Kavakalan Köyünde bulunan bir yazıtta Lora adlı yerleşimden ve halkından (Loreni) söz edilmektedir. Ancak çok sonraki dönemlerde, genel olarak M.S. 9. ve 10. yüzyıllarda Plateia Petra (düzlenmiş-düzeltilmiş kaya) adıyla anılan yerleşimin günümüzdeki Şahin Kayası olduğu kabul edilmekte ve eşleştirme bu isme göre yapılmaktadır. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde geçen “Petromir” kelimesi de Petra’nın zaman içerisinde değişmiş şekli olabilir. Kaleden bahseden en son belge M.S. 10. yy.’a ait Bizans ve Arap metinleridir. Hatta yine Foss’un bildirdiğine göre coğrafyacı İbni Havkal kalenin Bizans İmparatorluk döneminin 4 büyük hapishanesinden biri olduğunu anlatmaktadır. Gerçekten de kalenin tırmanılması ve inilmesi çok güç doğal bir tepe üzerine inşa edilmiş olması onu böylesine bir hapishane kullanımı için uygun hale getirmiş olmalıdır.


Şahin Kayası Tepesi’nin bulunduğu yörenin en önemli özelliği farklı coğrafi kesimler arasındaki bağlantıyı denetler konumudur. Bu konuma, savunma açısından elverişli durumu ile Kayacık Çayı (antik devirdeki adıyla olasılıkla Glaucus) tarafından sulanan son derece verimli tarım arazileri de eklendiğinde yöredeki uzun süreli yerleşimin sebebi anlaşılmaktadır. Yörenin biyolojik zenginliği, çevrede gözlenen endemik bitki türleriyle de konunun uzmanları açısından önem arz etmektedir.


Yerleşim yeri seçiminde bölgedeki zeolit rezervinin etken olup olmadığı şu an için bilinmemektedir. Günümüzde kağıt sanayinden sağlık ve tarım sektörüne değin çeşitli kullanım amacı olan Zeolit cevherlerinin özellikle bina yapımlarında yapı taşı olarak kullanıldıklarında nem içeriğini düzenleme özelliği olduğundan erken devirlerden itibaren yapılarda kullanıldığı bilinmektedir. Bu sebeple, Zeolit yataklarından Kayacık çevresindekilerin antik çağlarda ve sonrasında kullanımıyla ilgili bir çalışma yapılması ve bu durumun buradaki yerleşimlere etkisinin incelenmesi gerekmektedir.


Bölge, 17. yüzyıldan başlayarak çeşitli gezginlerin ziyaretine sahne olmuştur. Bunlar arasında Türk tarihi açısından özel bir yeri olan kişi şüphesiz Evliya Çelebidir. 1671 yılında yöreye gelen Evliya Çelebi, buraya ulaşmak için Salihli, Gördes yolunu kullanmıştır. Şahin Kayası dışında çevresinde, günümüzde belde olan Kayacık ile eski adıyla Yaya Kızladığı (Yaya Kızıldığı) köyüne de gitmiştir. Şahin Kayası’ndan çok etkilenen Evliya Çelebi, diğer bilgilere ilaveten tepedeki yerleşime ulaşmak için kayalara oyulmuş, bugün de bir kısmı görülebilen 3050 basamaklı bir merdivenden söz etmektedir.


Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi dışında yöreye yapılan inceleme gezileri arasında Radet’in 1886, Buresch’in 1890’daki çalışmaları sayılabilir. Arkeoloji araştırmalarında başvuru kaynaklarından olan Kiepert’in 1890 tarihli haritasında “Sapan Kaya” adıyla belirtilen tepeye bir dönemin ünlü Alman coğrafyacısı Philippson ise 1901 yılında gelmiş ve 1914 tarihli yayınında Şahin Kayası Tepesi’ni doğru bir şekilde 960 m. yüksekliğinde bir tepe olarak göstermiştir.


Robert’in 1958 ve 1962’deki yayınları ile özellikle 1980 senesindeki çalışmalarını içeren 1987 tarihli Foss’un makalesi Şahin Kayası hakkında dikkat çekmektedir. Ayrıca Roosevelt’in 2009’da yayınladığı eserinde yöre hakkında da bilgi verilmektedir. Roosevelt’in yayınının önemi, Son Tunç Çağı’na ait olabilecek (?) bir duvar kalıntısından söz edilmesidir. Bu bilgilere ilaveten, yörede yapılan bilimsel çalışmalar arasında, 1992 yılında Manisa Müzesi uzmanları tarafından bir kilisede kurtarma kazısının yapıldığını aktarmak gerekmektedir.


Bölgenin Prehistorik ve Protohistorik çağları hakkında hiçbir araştırma yapılmamış olması sebebiyle 2007 yılından başlayarak yöreye gidilmiş ve ekibimizce yüzey araştırmaları gerçekleştirilmiştir. Şahin Kayası ve Kayacık çevresinde özellikle İlk Tunç Çağı’na tarihlenen yerleşimler tespit edilmiştir. Bunlar arasında en önemlileri Yanıkdağ Höyüğü ile Şahin Kayası höyükleridir.





Yazı Mustafa Gürelli'nin 28 Ekim 2020 tarihli Şahin Kayası ve Kalesi – Kayacık Köyü yazısından alınmıştır.


Comments


bottom of page