top of page

İstanbul Ansiklopedisi'nde Şair Eşref

  • Yazarın fotoğrafı: Spil'in Çocukları
    Spil'in Çocukları
  • 13 Tem
  • 3 dakikada okunur

Eşref Efendi (Mehmed)


Geçen asrın ikinci yarısında ve asrımız başında yaşamış ve kuvvetli, pervâsız hicivleri ile zamanında çok geniş şöhret sahibi olmuş bir şair; aşağıdaki hal tercemesini İbrahim Alâeddin Gövsa'nın «Türk Meşhurları» isimli eserinden alıyoruz:


«1847 de Kırkağaç kazasının Gelenbe (Yayaköy) köyünde doğdu, Usuloğlu Hâfız Mustafa adında bir zâtın oğludur; muntazam tahsil görmedi, medreseyi ilk kademelerinde terketti, biraz arabca, farsca okudu; avam tabakasına mensubdu, yirmibeş yaşına kadar zeybek kıyafetinde gezdi; sonra kâtip olarak kıyafetini değiştirdi, mal müdürlüklerinde çalışdı, 1878 de İstanbula gelerek imtihanla Fatsa kaymakamlığına tâyin edildi; Çapakçur, Hizan, Ünye, Tirebolu, Karaağaç, Kula, Kırkağaç, Gördes kaymakamlıklarında bulundu.


İkinci Abdülhamid devri aleyhinde yazılarından dolayı İstanbulda iki sene hapsedildi, 1901 de İzmire gönderildi, oradan Mısıra kaçdı, bir ara Avrupada bulundu; 1908 de meşrutiyetin ilânı üzerine İstanbula geldi, «Eşref» adında bir mizah gazetesi çıkardı, devam ettiremedi; Adana vali muavinliğine tâyin edildi, az sonra memuriyeti lâğvedilerek açıkda kaldı.


Aslında varlıklı bir aileden değildi, yıllarca gurbette kalmış, perişan, sıhhati bozukdu, içki iptilâsı vardı, doğduğu kasaba olan Kırkağaç'a çekildi ve 1911 de orada öldü.


Doğru özlü, doğru sözlü, kimsenin hakkını yemez, fakat cimriliği ile de meşhurdu. Hiciv yolunda edebiyatımızın en yüksek simâlarındandır; hususiyeti, hicivlerini şahsî garazla değil, memleket ahvâlinden duyduğu teessürle yazmış olmasıdır. Hicviyelerinin içinde çirkin kelimeler, açık benzetişler vardır, fakat hiç bir bayağı ve iğrenç değildir...»


Eserleri:

«Tercemânı Millet - yahud - Kasîde-i Hürriyet», «Gibidir» redifli resmî daire ve memurları hicveden kasîdesi, «Ârif Paşa kasîdesi», «Şitâiye» kasîdesi, «Teresiye» kasîdesi, «Şah - Padişah» kasîdesi; kıt'alar, gazeller, beyitler.


Bizce Eşref'in en kuvvetli hicviyeleri «çirkin kelimeler», tenâsül uzuvları isimleri, ve «açık benzetişler» kullanılmış yazılardır; fakat o hicviyeler İ. A. Gövsa'nın verdiği hükmün tamamen aksi, bayağı ve iğrençdir; İranda ve Türkiyede hükümdarlar tarafından millî meclislerin dağıtılıp kapatılması üzerine yazılmış şu beytinde olduğu gibi bayağı ve iğrenç olmayanları pek azdır:


Bir kolundan Şah tuttu, bir kolundan padişah

............ ler cebren .......... den Maderi Hürriyeti


Aynı kabilden şu kıt'asını da Kırkağaç kaymakamı iken bir adamın tapuya havâle ettiği dilekçesi altına yazmışdı:


Herkesin kârhânei âlemde bir gavgası var

Kırkağaçlı Ahmedin de bir kenef dâvası var

Tam mayıs'da vaz'ı icrâ et bokun illâmına

Çünkü bok dâvasıdır anhâsı var minhâsı var


Kendisi istemediği halde emekliye sevkedildiğinde söylediği beyit:


Önde gençler, maslahatlar (!) hep temiz ellerdedir

Biz tekaüdlikle pîr olduk çekildik arkaya


(Günümüz Türkçesiyle:

Artık önde gençler var; bütün işler onların temiz ellerinde.

Biz ise emekli olup yaşlandık, geri çekildik.)


Meşhur bir gazelinden:


Erganûn dinlemem bir rindi fevkalâdeyim

Dâimâ kanununu berbâd etmeye âmâdeyim


(Günümüz Türkçesiyle

Hiçbir kuralı dinlemem; sıra dışı, kalender bir adamım.

Düzenin kurallarını bozmaya her zaman hazırım.)


Müstakillen bir hükümdârım kanaat mülküne

Kaydı ikbâlü saadetden fakat âzâdeyim


(Günümüz Türkçesiyle

Kanaat ülkesinin bağımsız hükümdarı benim.

Servetin, makamın ve talihin zincirlerinden kurtulmuş durumdayım.)


Hür değildir kimseler hürriyetim mâlûm iken

Bak belâya Eşrefâ ben de esîri bâdeyim


(Günümüz Türkçesiyle

Ben özgürlüğün ne olduğunu bilirken kimse gerçekten özgür değil.

Ama işin garibi, ben de şarabın tutsağı olmuşum.)


Bir kızı ve bir oğlu olmuşdur; kızının ölümü acısını tatmış; oğlu Mustafa Şâtım babasının yolundan giderek hicivler yazmışdır, şu kıt'a oğlunundur:


Hicvin ıslah eylemez hâinleri

Çünkü artık ihtiyar oldun peder

Rahat et, meydanı gavgadan çekil

Bâdemâ alçaklara oğlun yeter


(Günümüz Türkçesiyle

Hiciv hainleri düzeltemez artık.

Sen de yaşlandın baba.

Dinlen artık, bu kavgadan çekil.

Bundan sonra alçaklarla ben uğraşırım.)


Eşref oğlunu da hicvetmişdir:


Ben ölünce demeli ahbâbım

Behresi sövmek için eksikdi

Sıçdı şairliğe Eşref, gitti

Üstüne oğlu gelip tüy dikdi


(Günümüz Türkçesiyle

Ben öldüğümde dostlarım şöyle desin:

"Eşref'in küfür edecek biri eksikti."

O öldü gitti,

Yerine oğlu geçti; işi daha da ileri götürdü.)


Fakat babadır, oğlunun hiciv yolunu tutmasını istememişdir, kendi çekdiği derdi mihnet, perişanlık dilinin belâsı olduğunu bilmişdir:


Gitgide kesbeylesin mahsûli tab'ın intizâm

Olsun eş'ârın dahî kuvvetli îmânın gibi

İsterim Allah'dan oğlum hulûsi kalb ile

Sen perişan olma eş'ârı perişânın gibi


(Günümüz Türkçesiyle

Yeteneklerin zamanla olgunlaşsın, daha düzenli eserler ver.

Şiirlerin, inancın kadar güçlü olsun.

Allah'tan tek dileğim şudur oğlum:

Şiirlerin benimkiler gibi dağınık olsa bile, sen benim gibi perişan olma.)


Bibl.: İ. A. Gövsa, Türk Meşhurları; F. Ugun, Şair Eşref.


Şair Eşref
Şair Eşref
Şair Eşref
Şair Eşref

Yorumlar


bottom of page